Kayıtlar

İSTANBUL İLE kONUŞAN BİR DELİ 20

- Günaydın! - Günaydın kız! Özlettin kendini! - Bende seni özledim. - Medeniyetleri görünce bu kız artık beni sevmez, beğenmez diye endişelenmeye başlamıştım. - Benden ses seda çıkmayınca tabii doğal böyle düşünmen! - Anlat bakalım ne var ne yok! - Ah İstanbul! Bu kadar geziyorum ediyorum. Sen onlardan daha güzel şehirsin! Ama senin kıymetini bilmiyoruz. - Gel bir sarılacağım sana! - Şımarma hemen! - Yok sarılacağım! - Çay içer misin? - Hayır, demem! - Simitçi! Simitçi! - Bir susun ya! Şurada uyumaya çalışıyoruz. - Simit yer misin? - Bu saatte simitçinin ne işi var? - Uyanda gel o zaman! - Ne toplandınız yine bu saatte? - Uyku tutmadı! - Belli, belli! Ne taktın yine kafana? - Huni! - Ha, ha, ha, ha! Gıdıkla da güleyim bari! - Canoncu musun karga kardeş? - Bu mudur yani mesele? - Ya sen İstanbul kardeş Nikoncu musun? - Sonyci misin sen? - Panasonic misin? - Zenitci misin? - Goprocu musun? - Mini DVci misin? - SD kartçı mısın? - Digital Betacamcı mısın? - Betacamcı mısın? - VHSci misin? - Negatifci misin?

ADAPTASYON SORUNU

Hepimiz televizyon önünde büyüdük. X-Men, Örümcek Adam, Batman, Power Rangers, Voltran, Süperman vs. vs. çizgi filmleri, western filmlerini izledik. Oyun oynarken süper kahraman rolüne bürünüp dünyayı kurtarıyorduk. Ama onların oyunda kaldığını, bazı şeylerin film olduğu bilinciyle hareket ediyorduk. Yani kısacası o süper kahramanları hayatlarımıza adapte etmiyorduk. Bu yazıyı kaleme  almamın nedeni suç oranlarının, kendini süper kahraman olarak görenlerin sayıları, cinayetlerin ve mafyatik hareketlerin giderek yaygınlaşmasıdır. Yaz dönemimde vizyona giren iki filmde de dikkatimi çeken önemli vurgular vardı.
1.Aile 2.Süper kahramanların sadece bir çizgi roman olduğunun vurgulanmasıydı.
Kendini dünya işlerine kaptıran bir baba, üniversite çağındaki kızını çok ihmal ettiğinin farkındadır. Kızı da babasının hatalarının farkındadır ve bunları onun yüzüne vurmadan artık önüne bakmasını, kendine yeni bir düzen kurmasını tembihlemektedir. Burada aile olmanın verdiği o öneme vurgu yapılmaktadır.…

İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 19

- Dost başa düşman ayağa bakar. - Öğrendin mi? - Dost, dostunun yüzüne bakar, onun eksik taraflarını aramak aklına gelmez. Düşman ise baştan ayağa karşısındakini inceler. Pek küçük de olsa da aksayan tarafını bulmaya çalışır. - İyilik et denize at, balık bilmezse halik bilir. - O yüzden iyi ve sabırlı bir insanım! - Belli, belli! O yüzden az önce duvarına yazı yazmak istiyordun di mi? - ... - Ne sırıtıyorsun? - Ama.. - Hemen üstüne ne alınıyorsun? - Resmen laf sokmuş olmuyor mu? - Siktir et! Az önce ne dedim? - İyilik et denize at, balık bilmezse halik bilir. - Büyükler boşuna dememiş bu sözleri di mi? - Sabreden derviş muradına erermiş! - Aba vakti aba, yaba vakti yaba! - Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister! - Abdalın karnı doyduktan sonra gözü yolda olur! - Acı patlıcanı kırağı çalmaz! - Acı soğan yemedim ki ağzım koksun! - Acı söz insanı dininden, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır! - Aç gözünü açarlar gözünü! - Aç ne yemez, tok ne demez! - Aç tavuk kendini buğday ambarında görür! - Açık yaraya…

19

3 Temmuz 2011 sabahında gözlerimizi açar açmaz ilk öğrendiğimiz olay Fenerbahçe'ye kazandığı şampiyonluk için "ŞİKE" soruşturması başlatıldığı haberleriydi. Akşama doğru olayın asılsızlığı ortaya çıkar umuduyla gelişmeleri takip ederken haksızca bir iftiraya uğratılmıştık ve ilerleyen zamanda da bu haksızca karalama çalışmasının gerçek sonuçları gün gibi yüzüne çıktı.

"19" isimli belgesel çalışmamda da bu süreçte yaşanan tüm gelişmeleri, yaşananları ve yaşatılanları ele almak istedim. Yazılanları, çizilenleri, yapılan yorumları, haberleri dinleyip doğru bir şekilde 3 Temmuz 2011 süreci sonucunda koca bir sezon boyunca emek harcayan, alın teri döken çalışanların, sporcuların, aldıkları maaştan arttırdıklarıyla maça gidip takımını destekleyen taraftarların, yöneticilerin nasıl haksızlığa mahkum edildiğinin sesi olmaya çalıştım. Bu nedenle de 2013 - 2014 sezonunda kazanılan 19. şampiyonluğun anlam ve önemi belirtmek için yedinci belgeselimin adını "19" ol…

İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 18

- İnsanoğlu çiğ süt emen bir varlık! - Biz sana ne diyoruz! - Aman tamam haklısın! - Kızım, boşuna mı kafa patlattık son birkaç senedir! - Haklısın dedik ya! - Satanı çok pis satarım hesabını ince, ince yaparsınız sizler! - "Neden?", "Niçin?, "Niye?"... - Sorma gitsin en iyisi! Çünkü sen haksız çıkarsın! Merdivende önüne dökülen çakıl taşlarına takılmadan, kırılan basamaklara düşmeden yukarı çıkmak biraz zahmetli bir iş! - Yani ne gerek var başkalarının yaşantısını, onun dünya görüşünü bilmeye! Ya da sinsi oyunlarla ağızlardan laf almaya! - Bak ne diyeceğim seninle şimdi küçük bir oyun oynamaya başlayalım! - Şu renkli kültürümüz gibi mi? - Aynen öyle bir oyun! Ama şimdilik onu bir kenara bırakalım ve kelimeleri inceleyelim. - Olabilir! - Abartmak! - Küçültmek! - Kime göre? - Neye göre? - Abes! - Anlamlı! - Kime göre? - Neye göre? - Acar! - Güçsüz! - Kime göre? - Neye göre? - Acayip! - Normal! - Kime göre? - Neye göre? - Acemi! - Usta! - Kime göre? - Neye göre? - Acımasız! - Merhametli!

İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 17

- Sağdan, sağdan! - Soldan, soldan! - Ortadan, ortadan! - Yandan, yandan! - Kenardan, kenardan! - Dışarıdan, dışarıdan! - İçeriden, içeriden! - Bu ne ya! Sabah, sabah beynimi bununla meşgul ediyorsun! - O zaman koy bir Bursa Çiftetellisi! - Ne alaka! - Sen koy! - Ben sana bir koyacağım! - Ayıp oluyor ama! - Niye? - Kullandığın kelimeler sakız gibi nereye çekersen oraya gider! - Sen başlattın! - Neyi? - Koy kelimesi ile cümleler kurdun! - Pardon! O zaman çal bir Adana Çiftetellisi! - Hayda! Muhabbet bugün niye buraya geldi? - En son renklerden bahsediyorduk! - Tamam, tamam! Şimdi hatırladım! - Jeton köşeli galiba! - Sana ne! - Saman ye! - Daha doymazsan beni ye! - O zaman çal bir Rumeli Çiftetellisi! - Sende çal bir Karadeniz Havası! - Sen de çal bir Azize! - Dur bekle! - Nereye? - Geliyorum şimdi! - Bunlar da kim? - Davulcu Rasim ve Zurnacı Hüsnü! - Ne işleri var burada?

İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 16

- Bu sefer çok bekletmedin! - Fazla vukuat yok! Ama konu çok! - Vukuat her zaman olur. Konular da asla bitmez! - O zaman gelelim fasulyenin faydalarına! - Ne fasulye mi getirdin? - Vah canım! Kulaklarda ağır işitmeye başladı. Yaşlandın sen! - Sensin yaşlı! Ben seni toprağa gömerim haberin yok! - Hep bir azar! Hep bir azar! - Hep bir sitem! Hep bir sitem! - Hep bir ders! Hep bir ders! - Hep bir fren! Hep bir fren! - Fren ne alaka? - Sen anladın ne demek istediğimi? - Anlamadım! - Zaten işine geleni anlarsın, işine gelmeyeni anlamazsın! - Hep bir söylenme! Hep bir söylenme! - Hep bir şikayet! Hep bir şikayet! - Hep bir karışma! Hep bir karışma! - Hep bir itiraz! Hep bir itiraz! - Hacivat ve Karagözü geçtik! - Topraklarımızın renklerinden orta oyunumuzun karakterleri! - Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar! - Seni kovan yok ki! - Sen değil! - Kim peki? - İçten içten... - Çaylar geldi. - Sözümü kesme istersen! - Kardeş bize bir de gözleme getirir misin? - Yiye, yiye kilo aldın! - Sen de otura, otura büyüttün! - Zevzek…