Kayıtlar

2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KONUŞMA ÖRGÜSÜ (DİYALOG), MÜZİK VE DİĞER SESLER

Konuşma Örgüsü Yazımında Özel Durumlar

1. Uzun Konuşmalar: Uzun konuşmalar, daha ok olayları ve durumları, duygusal ortamı, kişilerin düşüncelerini ve görüntüyle verilemeyecek şeyleri anlatmak gerektiğinde kullanılır.

2. Kısa Konuşmalar: Genel olarak şiirde, şarkı sözlerinde, vb. kullanılan kısa satırlar, konuşma örgüsünde belirli vurgu tiplerini güçlendirir.

Düşüncelerin, Anımsamaların Verilmesi

1. Dış ses ya da görsel anlatım
2. Kişinin kendi kendine konuşması (monolog)
3. Görüntü Üzeri Konuşma (Voice - Over): Filmin başında kullanılan bir söz yeri geldikçe, kişinin belleğinde yinelenir. Buna anımsatıcı söz denir.
4. Sığ Konuşma: Duruk çatışmaların ürünü olan sığ konuşma, oyuncuyu/izleyiciyi bir yere ulaştırmayan bir konuşma örgüsüdür.
5. Dolaylı Konuşma: Güldürme, şaşırtma, karşıtlık yaratma, anıştırma gibi amaçlarla kullanılan sahne ile ilgili değilmiş gibi görünen konuşma örgüsü biçimidir.

Konuşma Örgüsü Yazarken Dikkat Edilecek Noktalar

1. Konuşma örgüsü tamamen kişilerin gelişimine ba…

KONUŞMA ÖRGÜSÜ (DİYALOG), MÜZİK VE DİĞER SESLER

Konuşma Örgüsü

Konuşma örgüsü, yalın olarak, kağıt üzerinde - perdede görürüz ya da görmeyiz - kişi/kişilerin söyledikleri, film olarak gerçekleştirildiğinde izleyicinin duyacağı her sözcük, her tümcedir.

Konuşma Örgüsü Ayrımları

1. Tiyatro - Sinema Konuşma Örgüsü Ayrımı: Tiyatro oyununun konuşma örgüsü, yoğun olarak oyunun gelişime yöne verici bir yapıdadır. Sinemada, konuşma örgüsü, diğer öğelerle birlikte öykünün ana iletisini vermek için kullanılan yollardan biridir.

2. Yazı Dili - Sinema Konuşma Örgüsü Ayrımı: Romanda / öyküde rahatlıkla yazılan her bilgi, düşünce senaryodad - romandaki ya da öyküdeki gibi - verilemez. Öte yandan senaryoda iyi bir konuşma örgüsü "yazılı dil" ya da "yazın biçemlerine" göre yazılmaz. Senaryoda her şey öncelikle görsel anlatım içinde düşünülür.

3. Günlük Konuşma - Sinema Konuşma Örgüsü Ayrımı: Konuşma örgüsü, gerçek yaşama uygun, doğal olarak yazılmalı ama gerçek yaşamdaki konuşmaların senaryoya aynen yazılması demek değildir.

Konuşma…

ZAMAN VE MEKAN

Mekan Kullanımı

Devinimin bir yerden diğer bir yere mantıksal gelişim göstermesi, mekanın sürekliliğini belirler. Kendine özgü tipik görünümleriyle, filmlerde iki tür mekan kullanılır.

1. Coğrafik Mekan: Öykünün geçeceği mekanın coğrafik anlatımıdır. Coğrafik mekan, yalnız filmlerin başında deği, tümünde kullanılarak olayın geçeceği yerlerin atmosferini hazırlamaya yardımcı olur.

2. Dramatik Mekan: Kişilerin ve durumların psikolojisini saptamak ve çevrelemek amacıyla kullanılır. Bölgesel topografik yapıdan her zaman salt dekor olarak değil, dramatik bir öğe olarak da yararlanılır.

Zaman Ve Mekan

Zaman, mekan / çevre ve kişi arasındaki ilişki, izleyicinin filmin sunduğu yaşamı daha iyi kavramasına olanak sağlar. Filmsel zaman ve mekanın, iki çekim arasında kesinlikle ayırt edilebilen iki kullanımı vardır.

1. Gerçek zaman - Mekan Sürekliliği: Gerçek zaman = Filmsel zaman. Gerçek zaman, filmsel zamanla aynı doğrultuda geçmekteyse süreklilikte söz konusudur. Mekanın, zaman olarak sürekliliğin…

ZAMAN VE MEKAN

Sinema, filmsel zaman ve mekan sağlama sanatıdır. Filmsel zamanı mekan içinde - her iki öğreyi daraltarak, genişleterek, yakınlaştırarak ya da uzaklaştırarak - geleceğe ya da geçmişe geçilebilir, her yere gidilebilir.

Derişik Zaman: Filmsel zaman evrenidir. Derişik zaman, herhangi bir olgunun doğadaki gerçek süresinin az ya da çok kısaltılması/uzatılması/durdurulması/hızlandırılması ile ortaya çıkar. Her olayın ya da devinimin başlangıç, gelişme, sona erme evrelerini gösteren süreye öyküde zaman denilir.

Zaman öğesi, filmde iki özellik gösterir:
Olayın içinde geçtiği sürenin, gerçek zaman süresiyle aynen tümü ya da olayın yalnızca belirli bir parçasının verilmesi,Tarihsel bir boyut taşıması...Zaman Kullanımı

Şimdiki Zaman Sürekliliği: Olayın / öykünün filmde - sanki - şimdi oluyorcasına gerçek zamana benzer süreklilikle sergilenmesi şimdiki zaman sürekliliğini gösterir.

Geçmiş Zaman Sürekliliği: Filmlerde geçmiş zaman sürekliliği iki biçimde ele alınır.
Öykünün tümü geçmiş zaman içinde geç…

KOMPOZİSYON

Denge

Denge, bir eşitlik durumudur. diğer tüm öğelerin denk olduğu kabul edilerel, aşağıdaki komposizyon ağırlık unsurları göz önünde bulundurulmalıdır:
Hareketli bir nesne sabit bir nesneden fazla ağırlık taşır.Kameraya doğru hareket eden bir nesne gitgide büyük görünür ve bu nedenle de uzaklaşmakta olan bir nesneden daha fazla ağırlık taşır.Bir resmin üst bölümü alt bölümden daha ağırdır, çünkü yukarılardaki bir nesne aşağıdaki bir nesneden daha ağır görünür.Bir resmin sol tarafı sağ tarafından daha fazla görüntüsel ağırlık destekleyebilir.İzole edilmiş bir nesne kalabalık ya da diğerleri ile kaynaştırılmış, yığılmış bir nesneden fazla ağırlık taşır.Görüntünün merkezi komposizyon açısından en zayıf nokta olduğu için, bir nesne çerçevenin kenarına yerleştirilirse daha ağır görünecektir.Sabit bir sahnedeki büyük bir nesne daha fazla ağırlık taşır.Düzgün şekilli nesneler düzensiz şekilli nesnelerden daha fazla ağırlık taşırlar.Daha fazla ilgi çekecekleri için tuhaf, karmaşık ya da karış…

KOMPOZİSYON

İyi bir komposizyon, görsel malzemenin uyumlu bir bütün oluşturacak biçimde düzenlenmesidir. Komposizyon, görsel açıdan güzel görüntüleri karakter, anlam ve hareketten oksun bir biçimde ard arda kaydederek uygulanmamalıdır. Komposizyon, kişisel zevki yansıtır.

Kompisyon Dili
1. Çizgiler: komposizyon çizgileri uzam içindeki nesnelerin ya da hayali çizgilerin gerçek dış katkıları olabilir. Çeşitli komposizyon çizgilerinin izleyici tarafından yorumlanışı aşağıdaki gibidir.
Düz çizgiler erkeksilik, kudret anlatır.Yumuşak kavisli çizgiler dişilik, narin nitelikler anlatır.Gittikçe incelen uçları olan uzun dikey kavisler asil bir güzellik ve melankoli anlatır.Uzun yatay çizgiler sükunet ve huzur anlatır. İşin ilginç yanı, bu çizgiler hız da anlatabilir;çünkü iki nokta arasındaki en kısa yol düz bir çizgidir.Uzun dikey çizgiler kudret ve ağırbaşlılık anlatır.Koşut diyagonal çizgiler devinim, enerji, şiddet anlatır.Zıt diyagonal çizgiler çatışma, zorlama anlatır.Güçlü, ağır, keskin çizgiler der…

KURGUSAL GEREKSİNİMLER

Bir film kurgucusuna teslim edilen her türden filmin üç gereksinimi karşılaması gerekir.

1) Teknik Gereksinimler: Bir filmin teknik öğeleri, örneğin fotografik uygulama, ışıklandırma, renk, ışık ölçme değeri, ses vs. yapım niteliği açısından tek tip olmalıdır.

2) Estetik Unsurlar: Sahne komposizyonu, oyuncu ve kamera hareketleri, ışık etkileri, renklerin seçimi, kamera uygulaması ve ortamın diğer görüntüsel yönleri, kostümler, arka planlar ve eşyalar, sahneler bir bütün halinde kurgulandıklarındaki bütünsel etki temel alınarak bir araya getirilmelidir.

3) Anlatımsal Öğeler: Anlatımsal açıdan ilginç film çekiminde başarılı olmak için, kameranın kabul edilebilir ölçüde gerçekçi bir tarzda bir görüntü dünyası yaratması gerekir. Bu da film kamerasını yalnızca bir kayıt aleti olarak değil, bir öykü anlatım gereci olarak kullanmakla olur.

Sonuç

Görüntüyü optik açıdan atlamaki sahnenin parçalarını tüm görüntüyü kaplayacak biçimde büyütmek, çerçeveleri atlamak ya da yinelemek ya da kesme olması d…

KURGU

Film Kurgulama Tipleri
1)Kesintisizlik Kurgusu: Öykü anlatımının birbirini izleyen sahneleri uyuşumlu hale getirmeye dayandığı kurgu tipine kesintisizlik kurgusu denir.
2)Derleme Kurgu: Öykü anlatımının anlatıma dayandığı ve sahnelerin yalnızca betimlenmekte olanı görüntüledikleri kurgu tipine derleme kurgu denir.
3)Çapraz Kurgu: Çapraz kurgu iki ya da daha fazla olayın değişken bir kalıpta koşut olarak kurgulanmasından oluşur. Çapraz kurgu aşağıdaki amaçlardan herhangi biri için uygulanabilir. Öykünün iki ya da daha fazla parçasını sırasıyla görüntüleyerek ilgiyi arttırmak. Çarpıcı bir doruk noktasında bir araya gelecek olan iki devinimin kurgulanmasını yolu ile çatışma oluşturmak. olaylar bir doruk noktasına doğru ilerlerken seyircileri merak içinde bırakarak gerilimi arttırmak. İnsanlar, ülkeler, kültürler, ürünler, yöntemler ve olaylar arasında karşılaştırma yapmak. Çapraz kurgu kullanımlarının tek bir özelliği vardır: "Herhangi bir yerde olan herhangi bir olay diğer bir herhangi ola…

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİNİN FİLM EKİBİNDEKİ İŞLEVİ

1) Çerçeveleme: Çerçeveleme, filmin biçemi (ecriture)dir. Çerçeveleme, sınırları saptanmayıp deklanşöre basmaktan ibaret basit bir teknik kayıt işlemi olmayı, bir seçimin, düşüncenin ve bakış açısının ürünüdür. Almendros, sadece gösterilenin değil, görülmesi engellenen, kesilen şeylerin de anlatımında önemli bir rol oynadığını belirtir ve "benim çerçeveye ve onun sınırlarına ihtiyacım var" der.

2) Işık: Görüntü yönetmeninin asli görevini, başından beri hep görüntünün en önemli öğesi sayıla gelen ışık çalışması oluşturur. Işık çalışması sinema görüntüsünü kökten değiştiren ya da sinemadaki değişmelerin kendisine yansıdığı, sinemanın en temel unsurlarından birirdir. O, filme sadece görünürlüğü sağlamakla değil, estetik bir boyut katmak ve anlamlandırmak görevlerini de yüklenir. Işık sadece uzamı değil, zamanı da devindirir.

3)Görüntünde Standartlaşma ve Stil: Renato Berta gibi bazı görüntü yönetmenlerine göre çağımızda, sinema görüntülerinde bir standartlaşma sorunu yaşanmaktadı…

SİNEMA TARİHİNİN BİÇİMLENİŞİ

"Sinema" (Cinema): Estetik:

Bir Sanatı Yaratmak: Lumiére Karşı Méliés: Sinema estetiğinin ilk ikiye bölünüşü Lumiére Kardeşler ile George Méliés'nin yapıtları arasında olmuştur. Lumiére Kardeşler sinemaya fotoğraftan gelmişlerdir. Sinemayı gerçekliği yeniden üretmenin büyülü bir fırsatı olarak gördüler ve en etkili filmleri, yalnızca olayları saptadı. Méliés, filmin gerçekliği değiştirme - çarpıcı fanteziler üretme - yeteneğini hemen fark etmiştir. Aya seyahat (La Voyage Dans La Lune, 1902) Méliés'nin sinemasal yanılsama biçiminin en iyi bilinen örneği ve ilk dönemin en özenli filmlerinden biriydi. Méliés'nin filmlerinin adlarında "kabus" ya da "düş" sözcüklerinin olması anlamlıdır.

Sessiz Sinema: Gerçekliğe Karşı Dışavurumculuk: Birleşik Amerika'da sessiz sinema, aslında komediydi. Sessiz komedinin stilleri ve kaygılarının belki de en başarılı örneği, bugün de geçerli olan makinalarla insanlar hakkındaki bir film, Modern Zamanlar'dır (M…

SİNEMA TARİHİNİN BİÇİMLENİŞİ

"Sinema" (Film): Politika

Sinemanın ekonomisi, onun temel yapılarını - temellerini ve potansiyelini belirler. Sinemanın politikası, onun yapısını, yani onun dünya ile ilişki kurma tarzını belirler. Sinemanın "sosyo-politik"i filmin genelde insan deneyimiyle nasıl bütünleştiği ve onu nasıl yansıttığını tanımlar. Sinemanın "psikopolitik"i bizlerin film ile kişisel özgül (specific) olarak nasıl ilişki kurduğumuzu açıklamaya çalışır. Sinema açıkça politik bir fenomendir.

İki paradoks, sinema politikasını kontrol eder: Bir yandan filmin biçimi devrimcidir, diğer yandan içerik, çok sık olarak geleneksel değerlerin tutuculuğuna sahiptir. İkincisi, sinemanın politikası ile gerçek hayatın politikası öylesine birbirlerine geçmiştir ki genel olarak neyin sebep, neyin sonuç olduğuna karar vermek olanaksızdır. Her film ne kadar önemsiz görünürse görünsün, üç düzeyden birinde ya da daha fazlasında kendi politik doğasını sergiler:
Ontolojik olarak, film aygıtı kültürün g…

SİNEMA TARİHİNİN BİÇİMLENİŞİ

"Sinema" (Movies): Ekonomi

Sinema endüstrisi, Hollywood'da kuruldu. Ham maddeler ve iş gücü bir oradaydı. Hollywood'un uzun tarihinde, yaşlı ya da genç olsun büyük patronların gösterişli ve gözalıcı yaşamlarına rağmen hiçbir zaman "Doğulu Bankacılar"ın denetiminden kaçamamış olmaları çok sık anlatılan temalardan biridir.

20. yüzyıldan 21. yüzyıla geçerken bile yedi büyükten dördü (Columbia/Tristar/Warner/Fox/PAramount) Sony, Time Warner, News Crop. ve Viacom'un merkezlerinin olduğu NEw York'a; Universal (Seagram'ın merkezinin olduğu) Montreal'e; New Line, New York'a ve bir zamanların ünlü MGM'i Las VEgas'a ve Avusturalya'ya rapor vermek zorundalar. Yalnızca Disney bölge olarak yerinde yönetiliyor ve işletiliyor. Columbia'nın sahibi bir Japon şirketi olan Sony'dir. Bir diğer Japon şirketi Toshiba, Warner'a önemli bir yatırım yapmıştı, MGM ve UA ettikleri değere göre, kısmen Avusturalyalılar'ındır; Fox'un sa…

SİNEMA TARİHİNİN BİÇİMLENİŞİ

Movies/Film/Cinema

Sinema tarih öncesi dönemi, filme uygulandığında önemli bir etkisi olan diğer sanatların belirli yönlerinin evrimi kadar sinematographe'ın bütün habercilerinin de gelişimini içerir. 1896 ile 1912 yılları arasında sinema tam anlamıyla ekonomik değere sahip bir sanat olma yönünde evrim geçirdi. Bu dönemin sonu, uzun metrajlı filmin ortaya çıkışıdır. 1913'den 1927'ye kadar olan dönem sessiz sinema dönemini içerir.
1928 - 1932 arasında dünya sineması geçiş dönemindeydi. Bu dönemde sinema ekonomik ve teknolojik açıdan önemli bir aşama olarak ortaya çıkar. 1932'den 1946'ya kadar ki dönem Hollywood'un "Altın Çağ"ıydı; bu süre zarfında filmler çok büyük ekonomik başarılar elde etti. 2. Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında sinem, televizyonun meydan okumasıyla karşı karşıya gelmeye başladı. 1947 - 1959 arasındaki yıllar, artan bir enternasyonlizme tekabül eden bu yanıtta karakterize olur. Ekonomik açıdan değilse de, estetik açıdan Hollywood …

Senaryo Biçimleri

1) Sinopsis: Olayın ve kişilerin 1-3 sayfalık bir özeti anlamında kullanılır.

2) Outline: (Taslak, Özet) Tüm öykünün hiçbir şeyi atlamadan sahnelerine göre birkaç sayfada yapılan özetidir.

3) Treatman: Senaryo yazımının daha geliştirilmiş bir evresidir. Treatman, 15-46 sayfa uzunluğunda, şimdiki zamanda ve üçüncü kişi ağzından anlatılan bir konu özetidir.

4) Çekim Senaryosu: Senayonun gerçek biçimidir, yani henüz teknik dekupaja yer vermeyen senaryodur. Bu senaryo teknik dekupaj dışında her bilgiyi kapsar: Hareketin, kişilerin ve mekanın betimlemeleri, diyaloglar...

5) Teknik Dekupaj: Çekim ve mizansen için gerekli türlü bilgilerle donatılmış çekim senaryosundan başka birşey değildir.

6) Story Board (Resimli Taslak): Resimli taslak aslında bir teknik dekupajdır. Bu kurgulama işleminde sahnelerin hem sözcüklerle bir betimlemesi yapılır hem de her sahne çizgi filmlerde olduğu gibi şematik bir biçimde görselleştirilir. Resimli taslaklar, fantastik ya da kurgubilim filmleri gibi özel türl…

Öyküleme Teknikleri

4) Aldatmaca: Seyirciyi tahminlerini başka bir yöne çekerek iyice şaşırtmak amacıyla başvurulan senaryo hileleridir.
5) Kişilikler: Filmde rolü olan kişilerin görünüm ve davranışlarını oluşturan ayrıntıların tümüdür. Sinemada, edebiyatta olduğu gibi kişilere yalnızca belli bir takım düşüncelerin verilmesi söz konusu değildir. Kişileştirmenin temel öğeleri şunlardır.
Kişinin yaklaşık yaşıKişinin toplumsal konumuKişinin diğerleriyle olan ilişkileriDiğer kişilerin bu kişiye göre davranışlarıBazen de kişinin gizlenen geçmişi6) Uzatma Notası ("Pont d'orgue"): Bir sahnenin, bir ayrıntının, bir gag'in, anlam yüklü bir repliğin üzerinde kalan ve böylece söz konusu sahnede yer alan heyecan, endişe, bekleyiş gibi duyguların etkisini sürdürmeye ya da bundan sonra meydana gelecek bir olayı bildirmeye yarar.

7) Yinelemeler: Bir olayın, bir bilginin, bir karakter özelliğinin senaryoda yinelenmesi anlatımın etkin olabilmesi için başvurulan etkin yöntemlerden biridir. Yinelemelerin i…

Öyküleme Teknikleri

1) Dramatize Etme: Dramatize etmek, herhangi bir olayın, durumun, kurmaca ya da gerçek bir öykünün seyircide heyecan uyandırmasını sağlayarak dramatik biçimde işlemesi için başvurulan yöntemlerin tümüdür.
Yoğunlaşma: Hem öyküye bir birlik kazandırmak hem de seyirciye belli bir bilgi vermek için konu yoğunlaştırırlır.Heyecan Yaratılması (emotionnalisation): Öyküye yansız bir biçimde değil, öykünün kahramnıyla seyirci arasında bir özdeşleşme sağlayarak, heyecan uyandıracak bir biçimde anlatılmasıdır.Şiddetlenme (intensification): Öykü boyunca yaşanan duygularla gerçekleşen durumlar abartılmalıdır.Belli bir düzene göre sunma (hierarchisation): Öyküdeki önemli olaylarn, öykünün süsü olan ayrıntılardan ayrılması gerekir.Bir çizginin, eğrinin oluşması (creation d'une igne, d'une courbe): Öykünün bir ilerleme çizgisi olacaktır, öyküleme sırasında olayın önemli anlarına göre iniş ve çıkışları belirten bir eğim oluşacaktır.2) Eksilti, Temel Eksilti: Eksilti öykünün bir parçasının, bir a…

Senaryonun Önemli Bölümleri

6) Merak Öğesi, "Teaser": Filmde merak öğesi çarpıcı, tuhaf hatta bilmece gibi bir olaydır. Teaser, genellikle bir olayın özel bir anından çok filmde meydana gelecek bir olayı duyuran, bilmeceli ve karmaşık niteliğiyle seyircide bir şaşkınlık ve merak uyandıran bir senaryo tekniğidir.

7) Beklenmedik Olay: Dramın temel öğelerinden olan beklenmedik olay, öyküdeki bir durumu umulmadık bir anda alt üst eden ani bir değişikliktir. Beklenmedik olay, çoğunlukla seyircinin ve oyun kişisinin bilmediği birşeyi ortaya çıkarır. Beklenmedik olay, çoğunlukla karmaşık ve ustaca kotarılmış bir hazırlık gerektirir.

8) Flash Back: Üç tü flash back vardır:
Bilmece flash backNostaljik flash backTravma flash back

Senaryonun Önemli Bölümleri

1) Sürekli İlerleme Yasası: Sürekli ilerleme yasası, dramatik gerilimin yavaş yavaş artarak doruk noktasına ulşaması, bir başka deyişle, en önemli ve en önemli çarpıcı olayların filmin sonunda, bu gerilimin son bulduğu noktada seyirciye sunulması ilkesine dayanır. Bu yasa öykünün her öğesine uygulanmalıdır; her özellik filmin sonuna değin giderek önem kazanmalıdır. Her heyecan giderek daha vurgulanmalı, her verilen kararın sonuçları daha ağır olmalıdır.

2) Senaryonun Doruk Noktası: Bir senaryonun doruk noktası, dramındaki heyecanın ve şiddetin, dramatik gerilimin ulaştığı en son noktadır. Swain, senaryonun doruk noktasını, oyun kişisinin istekleriyle içinde bulunduğu tehlikeli durumun çalıştığı en ileri nokta olarak tanımlanıyor. Herman'a göre senaryonun doruk noktası, bir dizi gerilimin vardığı en önemli noktadır. Bir senaryonun doruk noktasının mutlaka şiddet içeren bir sahne olması da gerekmez, önemli olan içerdiği heyecandır. Bir senaryonun önemli anları ya da noktaları (peaks…

Senaryo Yazarlarınında Kendi Yöntemleri Vardır

Senaryonun Öğeleri

6) Diyalog: Field'e göre sinema diyaloglarının işleri şunlardır:
Filmdeki olayın ilerlemesini sağlar.Seyirciye olayları ve çeşitli bilgileri aktarır.Bunların arasındaki ilişkileri kurar.Kişiler arasındaki çatışmaları ve kişilerin ruh durumlarını ortaya koyar.Swain ise dyalogların işlevlerini şöyle sıralıyor:
Bilgi verir.Bir duyguyu ortaya çıkarır.Konunun ilerlemesini sağlar.Konuşan kişiyle onu dinleyen hakkında bilgi verir.Stempel'e göre diyalog, inanılır (believable), ilginç ve hoş (funny) olmalı, filmin hareketini ilerletmeli, kişileri belirginleştirmeli, gizli bir boyut, yani "subtext" boyutu (satırlar arasındaki anlam) içermelidir.

Diyalog devingen (dinamik) olmalıdır. Herman'a göre konuşmaları belli bir devingenlik içinde birbirine bağlamanın bazı yolları vardır:
Basit bir sözcüğün yinelenmesi.Tümcenin bir bölümünü yineleyerek karşıdakinin sözünü sürdürmek.Soru ve yanıt yöntemi.Soruyu yanıtlamaAynı anda iki konuşmanın gerçekleşmesi; konuşmala…

Senaryo Yazarlarınında Kendi Yöntemleri Vardır

Senaryonun Öğleri

1) Öykü ve Öyküleme: Bazılarının anlatı, söylem, dramatik kuruluş vb. diye de adlandırdığı öyküleme, söz konusu öykünün anlatılış biçimiyle ilgilidir. Bir başka deyişle, öyküdeki olayların ve öykünün verilerinin seyirciye aktarılış biçimidir.

2) Birlik: Konunun, biçimin, olayların ve tonun birlik ölçütdür.

3) Önemli Olan, Temel Olan Nedir?: Bir senaryo yazarken ya da geliştirirken karşılaşılabilecek en büyük tehlikelerden biride senaryoya canlılığını verecek düşüncenin, motofin, temel yönelimin gözden kaçırılması ve bulanıklaştırılmasıdır. Olayı yoğunlaştırmak, umulmadık olaylar yaratmak ve olayları birbirine bağlamak isterken ayrıntılar çoğu kez temel düşünceyi örter, etkisini azaltır, hatta ortadan silebilir. Ya da filmin konusunu tam karşıtı bir yöne saptırabilir. Temel düşünceyi sürekli göz önünde bulundurmak, senaryo yazarken karşılaşılan güçlükleri ve tehlikeleri basitten karmaşığa doğru sınıflandırmak, bu güçlüklerin yenilenmesinde yazara yardımcı olur.

4) Yan…

Sinema ve Görüntü

2) Görüntü İle İletişim

Bir filmi tasarlama bir düşünceyi görselleştirmedir. Sinemanın biçimini ya da temel iletişim aracını meydana getiren görüntünün, sadece mesajın bir taşıyıcı değil, bizatihi mesaj olduğu söylenebilir. Görüntü ve görüntünün anlattığı şey birbirinden ayrılmaz bir bütündür.

3) Görüntü Sineması

"Anlamdan çok etki ile ilgilenmek, bizim elektrik çağımızın temel değişimidir." McLuhan'ın bu belirlemesinin doğrulamasını, bugün dünyada egemen olan sinema anlayışına bakarak görmk mümkündür.

4) Görüntü ve Gerçek

Sinemacının görevi görünen gerçeği olduğu gibi perdeye yansıtmaktır. Sinemanın tekniği fiziksel gerçeği etkileyecek, soyutlamalara dönüştürecek şekilde etkin olmamalı, sinemacı gerçeği yaşamın akışı içinde tüm yönleriyle izlemekle yetinmelidir.

Rudoplh Arnheim'a göre, "filmi, gerçeğin en mükemmel yanılsamasından daha az birşey yapan tüm öğeler (sınırlılıklar), onun malzemesidir." Arnheim, tam gerçekliği yansıtmada engel olan ve filmi sana…

Sinema ve Görüntü

1) Sinema Dili ve Görüntü Dili

Görüntüler insanın, düşüncelerini aktarmakta kullandığı ilk araçtır. Görüntü evrensel bir simge, hareket eden görüntü ise evrensel bir dildir. Film dili, "biçim", "uygulayım", "anlatı", "gelenekler kümesi" anlamlarında olabilir ve kişisel, bölgesel, ulusal veya evrensel bir anlamda taşıyabilir.

Millerson, bu süreç içerisinde yönetmenin perde de yarattığı görüntünün işlevlerini şöyle sıralamaktadır.
Gerçeksel, konu doğrudan doğruya, yalın ve düz bir yolla anlatılır.ÇEvresel, bir mekan oluşturulur.Yorumlayıcı, düşünceler, hayaller ve duyguların ifadesi yorumlayıcı olabilir.Simgesel, görüntüyle yerler, olaylar, değişik atmosferler ayrıntıyla simgelenir.Öykündürücü, görüntü ile bir olay, konu, kişi taklit edilir.Özleştirici, belirli olaylardaki ya da kişilerdeki belirgin ayrıntılar özleştirici bir öğre olarak kullanılır.Özetleyici, daha önceki olayları hatırlatıp özetlemek.Birleştirici, olaylar ve düşünceler arasında il…

Belgesel Metni - Senaryo Yazımı

Kurmaca olmayan filmlerin ilgi alanı öylesine geniştir ki, tek bir bölüm halinde işlemek zordur. Etnografya, doğa tarihi,-tarih,kültür, din, gezi, pazarlama, kamu hizmeti, reklam, haber, propaganda, endüstri, sanat vb gibi konuların yanı sıra kişisel, bilgi verici, öğretici filmler de bu tür filmlerin ilgi alanına girer... Kurmaca olmayan film türleri arasında sanatsal yetkinliğe önem vereni, bu nedenle de kurmaca filme en yakın olanı belgeseldir. Belgesel gerçeğin yaratıcı yorumlanması olarak tanımlanır. Klasik haliyle belgesel müşterinin ya da parayı veren firmanın isteklerini değil, yönetmenin kendi kişisel tercihlerini içerir.

Yazmaya başlamadan önce, konuyu tam anlamıyla bilmeniz gerekir. Belgesel filmin hazırlanmasında araştırma yapmak çok önemlidir. Çünkü ne yapacağınız bilmeniz gerekir. Konuyu her açıdan inceleyin. Yardım alacağınız bir ya da birkaç danışmanınız olabilir. Ancak konu ister nükleer santraller, ister Kızılderililerin dini ayinleri, ister sosis üretim süreci olsun…

Senaryo

Senaryo, çekilmek istenen bir film görsellerinin kağıt üzerinde tasarlandığı, sahnelerin yazılı olduğu ilk adımdır.