Senaryo Yazarlarınında Kendi Yöntemleri Vardır

Senaryonun Öğeleri

6) Diyalog: Field'e göre sinema diyaloglarının işleri şunlardır:
  • Filmdeki olayın ilerlemesini sağlar.
  • Seyirciye olayları ve çeşitli bilgileri aktarır.
  • Bunların arasındaki ilişkileri kurar.
  • Kişiler arasındaki çatışmaları ve kişilerin ruh durumlarını ortaya koyar.
Swain ise dyalogların işlevlerini şöyle sıralıyor:
  • Bilgi verir.
  • Bir duyguyu ortaya çıkarır.
  • Konunun ilerlemesini sağlar.
  • Konuşan kişiyle onu dinleyen hakkında bilgi verir.
Stempel'e göre diyalog, inanılır (believable), ilginç ve hoş (funny) olmalı, filmin hareketini ilerletmeli, kişileri belirginleştirmeli, gizli bir boyut, yani "subtext" boyutu (satırlar arasındaki anlam) içermelidir.

Diyalog devingen (dinamik) olmalıdır. Herman'a göre konuşmaları belli bir devingenlik içinde birbirine bağlamanın bazı yolları vardır:
  • Basit bir sözcüğün yinelenmesi.
  • Tümcenin bir bölümünü yineleyerek karşıdakinin sözünü sürdürmek.
  • Soru ve yanıt yöntemi.
  • Soruyu yanıtlama
  • Aynı anda iki konuşmanın gerçekleşmesi; konuşmaların ilerlemesi; karşıdakinin sözünü kesme.
7) Üstü Kapalı Konuşma, Dolambaçlı Konuşma, İmalı Konuşma (Understatement): Bir sinema sanatıdır. Üstü kapalı konuşma, bir şeyi dolaylı ve imalı bir yoldan ve böylece daha kolay ve güzel bir biçimde söyleme sanatıdır. ÜStü kapalı konuşmalar yalnızca diyaloglarda değil, sitüasyonlarda da kullanılabilir.

8) Kişiler: Sideny Field, birfilm kişisini üç düzeyde tanımlıyor:
  • Profesyonel Düzey: Kişiliği oluştururken saptanan çıkış noktası, (tipik bir Amerikan düşüncesi)
  • Kişisel DÜzey: Aile, arkadaşlar
  • Özel Düzey: Kişi senaryonuzun temelidir. Kişiyi iyice tanımadan kağıda hiçbir şey yazmamak gerekir.
Kimilerine öre sinemada hareket/kişi, beklenmedik olaylar kişilerin psikolojisi türünden ikili bir ayrım söz konsudur. Buna göre de iki tür film tanımlanır:
  • Temel olarak, harekete dayalı filmler.
  • Duygusallığın daha ağırlıklı olduğu, hareketin ise aza indirgendiği filmler.
9) Zaman: Filmin zamanı (geçmiş, şimdi, gelecek) göstermek için sinema, dilbilgisel zamanları kullanmaz. Bu da bizi, sinemada herşeyin şimdiki zamanda geçtiğini düşünmeye yöneltiyor. Bir olayın başka bir olaydan önce ya da sonra geçtiğini belirtmek ayrı birşey, bir hareketi şimdiki zamanda ya da geçmiş zamanda anlatmak ayrı bir şeydir. Böylece sinemada "geçmişe dönüş"leri sağlayan bazı yöntemler kullanılsa bile zaman zincirlerine yerleştirdiğimiz her anlatı parçası her zaman için şimdiki zamanda anlatılmaktadır. Sinemada:
  • Anlatıda geçen bir sahneden önce gelen bir sahneyi (flash back) ya da büyük bir olasılıkla aynı anda gerçekleşen bir sahneyi göstermek için,
  • Sahneler arasındaki boşlukları time lapses belirtmek içinde özel kodlar ve yöntemler geliştirilmiştir.
10) Montage -Sequence (Kurgu - Ayrım): "Kurgu - ayrım" deyimi, "belli bir zaman diliminde yer alan bir dizi hareketi gösteren kısa planların ayrımı (sekansı) diye tanımlanır. Christian Metz'e göre sıklık dizimleri üçe ayrılır:
  • Dolu sıklık dizimi: Görüntülerin birbirini bir sıra gözetmeden izlemesi.
  • Yan sıklık dizimi: Yavaş ilerlemeyen sürekli bir gelişim.
  • Birleştiren dizim: Aynı gerçeğe ilişkin olayların kısa kısa gösterilmesi.
11) Mekan: Vale'e göre bir mekanın özellikleri şunlardır:
  • Biçimi
  • Türü
  • İşlevi
  • Konumu
  • Bir ya da birçok kişiyle olan ilişkisi
Bu öğelere, mekanın esinlendiği havayı da ekleyebiliriz. Mekanların normal işlevleri şunlar olabilir.
  • Ya mekan alışılmış işleviyle kullanılır ve bu işlevi dramatik olarak filmde işlenen olaya katkıda bulunur.
  • Ya da tam tersine, mekanla geçen olay arasında bir şok, bir çelişki yaratır.
Bu iki durumda da mekan ve yerine getirdiği işlev, senaryoda oldukça önemlidir ve mekan edilgen bir dekor, hatta dekoratif bir öğre olarak ele alınmaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senaryonun Önemli Bölümleri

ZAMAN VE MEKAN

ZAMAN VE MEKAN