YENİ İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİ

İlk çağdan beri gelişen tarih süreçler içerisinde bir sürü dönem ve bu dönemlerde yeni icatlar, yeni kara parçaları keşfedilmiştir. Örneğin Amerika Kıtasının keşfi gibi, Rönesans Döneminde sanat ile birlikte insan beyni üretici konumda çalışırken Sanayi devriminin zemini hazırlayan icatların bulunması gibi. Sanayi Devrimi ile icat edilen televizyon ve diğer iletişim teknolojileri egemen bir gücün ideolojik aygıtları olmaya başlamıştır. televizyon da yayınlanan programlar ve reklam kuşakları insanları tüketici konuma itmektedir. Sanayi devrimi ile birlikte gelişen teknolojinin, özellikle iletişim teknolojilerinin getirdiği olumsuz koşulları inceliyeceğim.
1) SANAYİ DEVRİMİ VE TEKNOLOJİ: İnsanın üreticilikten tüketiciliğe yerleşik düzene geçiş, kalıcı eserlerin oluşmasını sağlamış ve sosyal, kültürel ve dil alanlarında değişiklikler meydena gelmiştir ve bu süreç Sanayi devrimi ile birlikte daha da hılanmıştır. Bütün bunlar da batı kültüründen etkilenen teknolojinin gelişmesi ile başlamıştır. Sanayi dünyasının en önemli özelliği olan standartlaşmaya doğru gidiş sonucu oturulan evler, kullanılan eşyalar giderek standart ölçü ve örneklere dayandırılmaya başlanmıştır.Bu dünyada dostluk,sevgi gibi en yüksek değerlerde bile sosyal normların etkisi hissedilir olmuştur. Günümüz insanı teknolojiin bu baş dödürücü gelişmesi içinde iltişim olanaklarını sonuna kadar kullanabilmekte ve üzerinde yaşadığımız gezegenin tüm yerleşim noktalarına evinde kurulu bir bilgisayar aracılığı ile gidebilmektedir. Sanayi toplumunun insanı önceki yüzyılların insanı ile karşılaştırıldığında, yaşam biçimi, sanat ve kültür anlayışı, dış görünüşü ve alışkanlıkları ile farklılıklar gösterir. Duyguya hitap eden bir klasik müzik ya da halk müziği yerini yaşamın hızlı akışını ifade eden pop müziğe, underground müzik akımlarına bırakmıştır. Giyimde renk ve estetik kavramları yerini marka kavramına bırakmaktadır.

“Üretimin hızlı temposu ile teknolojinin insan üstü yeteneklerini kullanan insan, günlük yaşamın kısır döngüsü içinde duygularından uzaklaşmış, daha çok başarı daha hızlı yaşam daha çok üretim gibi bir yarışa girmiştir. İnsanın hızlı yaşamı teknolojideki gelişme hızını arttırmakta, teknolojik gelişmelerde yaşamı daha da hızlandırmaktadır. Sanayi üretimi monoton bir düzene girmektedir. Bu düzen insanların duygusal yaşamlarını etkileyerek onları kullandıkları makinelere benzetmiş ve sosyal uzaklaşmalarına neden olmuştur. Toplumun değer verdiği birçok şey önemi yitirmeye başlamıştır. Sanayi toplumu insanı da bu bilimsel ve teknolojik düzene olumsuz tepki göstermesine karşın benimsemek zorunda kalmıştır (1)”.

2) İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİNİN OLUŞTURDUĞU KİTLE KÜLTÜRÜ:

“Kitle kültürü Sanayi Devrimini izleyen yıllarda ortaya çıkmış kavramlardan birisidir. Kitle kültürü kavramı ile daha çok sanayisel tekniklerle üretilen ve çok geniş kitlelere yayılan, karşı konulması güç davranış, mitos ya da temsili olguların tümü anlatılmak istenir (2)”.

Yeni kültür sürecinde en büyük değişikliklerden birisi tüketici olgusunda ortaya çıkmıştır.

“Tüketici kavramında meydana gelen en büyük değişiklik aynı kültürel ürünü aynı zaman boyutunda tüketen insan sayısındaki olağanüstü artıştır (3)”.

Bu olgunun ortaya çıkmasındaki ana etken televizyonda yayınlanmakta olan programlar ve reklam kuşaklarıdır. Televizyon ürünün çeşitli programlar olduğu ileri sürülür. Televizyonla iletişimde örneğin haftanın belli günleri tekrarlanan Çarkıfelek programının ürettiği eğlence veya oyun mudur? Programı yapan ve yürütenler için yarattıklaır şey bir üründür. Bu programa katılan misafirler bir ürünün üretimine katılmakla kalmaz, aynı zamanda bu ürünün vazgeçilmez bir parçası olurlar. Televizyonlarının başındaki izleyiciler programı izlediklerinde hem canlı eğlence oyun ürününün üretilmesine hem de aynı ürünü tüketerek, bu tüketim sırasında sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel BEN’İN yeniden üretilmesine katılırlar.

“Reklamı yapılan malların tüketicisi olmak ve böylece sosyo ekonomik düzenin yeniden yaratılmasında belli ürünlerin tüketimine katılarak hem ekonomik-sosyali hem de sosyal kendini üretmektir. Reklama dayanan televizyon gibi iletişim örgütlenme biçiminde, gelirin sağlanması öncelikle reklam endüstirisine bağımlılık getirir. Reklamcılar televizyon şirketlerinden belli nitelik ve nicelikteki izleyici tüketici talep ederler. Televizyon örgütleri sunumlarıyla çektikleri izleyicileri kendi malı ürünü olarak reklamcılara satar ve kazanç sağlar. Bu anlamda izleyiciler televziyonun ürettiği ve reklam pazarında sattığı mal-üründür (4)”.

3) TELEVİZYONUN KİTLELERE OLAN ETKİSİ

“Medyanın her anı doğrudan veya dolaylı reklam bombardımanı ile doludur. Televizyonda herhangi bir programda en az birşeyin reklamı yapılır ve peki bu reklam informasyonu insanların kendileri için kendilerinin ihtiyacı olan tüketim mallarını seçmesinde nesnel ve kaliteli bir rol oynarlar mı? Eğer reklamlar psikolojik sahtekarlık ve kandırmaca olmasaydı, her reklam kendi ürünün kalitesini ve rakiplerinden üstünlüğünü farkını ve de fiyatını verseydi oynarlardı belki... (5)”.

Yaşam biçimine ilişkin reklamlar 1960’larda televizyonlarda patlama yaptı. Marlboro sigaralarının, Coca-Cola’nın ve Pepsi Cola’nın kampanyaları simge ürünlerin tanıtımı yapıldı. Bu ürünler kullanıcıları konusunda bilgi veren ürünlerdir. Bir kovboy simgesi olarak kullanan, erkek markası Marlboro’yu birçok kadın içiyordu. Pepsi reklamlarının çoğunun deniz kıyısında kırlarda ya da dağlarda çekilmiş olmasına karşın Pepsi tüketicilerinin çoğunluğun kentlerde yaşamaktaydı. Reklam yapımcıları, tüketicinin içinde rol alabileceği bir düş yaratmanın peşindeydiler. Reklamların çocuk izleyici kesimi üzerinde de olumsuz etkileri vardir. Örneğin, piyasaya çıkan yeni bir oyuncak türünün reklamı yapıldığında çocuk anne ve babasından bu oyuncağı almasını istemektedir ve kendini seyrettiği programdaki kahramanın yerine koymaktadır (Bir zamanlar ki Power Rangers fırtınası).

“Reklamlar genellikle düşsel bir görüntü çizer. Bu nedenle, “olduğumuz gibi” ile değil “olmak istediğimiz gibi” ile ilgilidir (6)”.

Çocuklar reklamlardan en fazla etkilenen izleyici kitlesidir. Örneğin, televizyon reklamlarını izleyen bir bebeğin başka hiçbir şeyle ilgilenmesi dikkat çekicidir. Günümüzde radyo ve televizyonlarda yayınlanan reklamlar programın akışını rahatsız eden bir sıklıkta keisntiye uğratıyorlar. Örneğin Black Label reklamında bu biranın potresini çizdiği insanları ve yaşam biçimini somutlaştırdığını varsayıyordu. Black Label sınır tanımaz, rezildir, gençtir, öncüdür. Bu birayı içmekle kendinize ve ötekilere, aynı anlamları paylaştığınızı, aynı kişilik ve yaşam biçiminden hoşlandığınızı belirtmektedir. Bu örnekte

talep var olan altarnetifler arasında tatlı gönlünün arzuladı şekilde seçim yaparak, seni en çok doyuran ve mutlu eden seçenekleri istemektir. Sen istiyorsun, iletişim sanayisi de seni çok sevdiği için, “senin arzun bizim için emirdir birtanem” diyerek sana istediğini veriyor (7)”.

SONUÇ: Televizyon günümüzde en büyük kültürel üretim makinelerindendir. İnsna denen akıllı yaratık yaratıığı bu teknoloji ile evrenin sırlarını algılama yolunda önemli adımlar atmaktadır. Televizyon programları, reklam kuşakları, sinema filmleri bütün dünyada aynı anda yayınlanmakta, tek bir kültürü içermekte ve onun yayılmasına öncülük etmektedir. Örneğin birtakım yarışma programları ve reklamların tek bir kültürü içermesi gibi. Televizyon reklamlarıyla geçirilen zaman izleyicide zaman zaman hayranlık, zaman zaman da bıkkınlık hissi uyandırmaktadır. Reklamların ürkütücü gücü ve kültürün önüne geçmesi tüketicide giderek artan bir hoşnutsuzluğa dönüşmektedir. Reklamlar televizyonun çalışma dışındaki zamana egemen olmaktadır. Reklamlar yaşantımızı öyle etkilemektedir ki; insanların maddi olanakları el verse televizyonda gördükleri her türlü ürünü satın almaya yönelerek her zaman tüketici konumda olacaklardır. İnsanların henüz reklamlardan etkilenmeyecek derecede bireyselleşmiş olduğuna inanmıyorum. Yoksa böyle büyük bir reklamcılık sanayi oluşturlamazdı.

KAYNAKÇA

1) www.saygınanten.com
2), 3) Ertuğrul Özkök, Sanat, İletişim ve İktidar
5) İrfan Erdoğan, Uluslararası İletişim
6) Paul Rutherford, Yeni İkonalar Televizyonda Reklam Sanatı
7) İrfan Erdoğan, Uluslararası İletişim

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senaryonun Önemli Bölümleri

ZAMAN VE MEKAN

ZAMAN VE MEKAN