Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YORGUN

Yorgun bir kalp
Sevgisiz bir dünyada
Daha ne kadar sevebilir ki

Yorgun bir ruh
Bedensiz bir dünyada
Daha ne kadar gezinebilir ki

Yorgun bir el
Dalsız bir ağaca
Ağaçsız bir dünyaya
Daha ne kadar tutunabilir ki

Şenay Ertorun
18.12.2012
23.47
Ey yüce sevgi
Duy sesimi
Ben seni
İçimdeki öfkeyle büyütmedim
İçimdeki hırsla beslemedim
Ben seni
Sıkıldığımda
Sana sığınarak yücelttim seni
Ağladığımda
Gözyaşımı içime akıtarak suladım seni
Arayışlarımda
Verdiklerini,
Sunduğun yüce nimetlerini
Pamuklara sararak sakladım seni
Duy sesimi
Ey yüce sevgi
İçimdeki bu çıkmazda
Bana yol gösteren ol
Bana gerçek sevgiyi gösteren ol

Şenay Ertorun
08.11.2012
20.02

SİNEMA VE PSİKOLOJİ 1

Sinema, büyüleyen, insanları gerçek yaşamdan kısa süreliğine uzaklaşıp bir düş dünyasında gezinmemize, filmdeki karakterlerle özdeşleşip kendi yaşamsal doğamızdan bir parça bulmamıza vesile olan iletişim sanatının yedinci dilidir.

Beyaz perdeye yansıtılarak salonlarda izlediğimiz bu büyülü dünya; yani sinema kendi içinde kategorilere ayrılır: Belgesel, imgesel, animasyon, deneysel... Bu kategorilerin kendine ait bir prodüksiyon evresi vardır ve bu prodüksiyon evresinin ilk aşaması senaryo yazımıdır. Senaryo, dramatik kurguyu, sahne düzenini, diyalogları ve dekor değişimlerini esas alarak hazırlanmış teknik metindir. Bir senaristin dikkat etmesi gereken noktalar, içerik olarak seyircilerin psikolojisini düşünerek uygun anlatım yöntemlerini kullanıp dramatik yapıyı işlemeli, karakterin isteklerini, coşkularını, amaçlarını, kişilik özelliklerini göz önünde bulundurmalıdır.

Senaryo yazımı da kendi arasında dört aşamaya ayrılır: Hikaye, treatman, senaryo ve çekim senaryosu... İlk aşamamız o…
Yıllardır kaçtığım,
Sakladığım,
Kendime itiraf etmekte bile zorlandığım
Adı konulamayan sır
İnkar etsem de
Kaybetsem de
Hep orada gizliymiş
İçimde,
Bedenimin tam merkezinde saklıymış,
Ve
Kendime itiraf bile etmekte zorlandığım
Adı konulamayan sır
Sende gizliymiş

Şenay Ertorun
12.09.2012
21.54
Her gün özlüyorum O deniz mavisi gözlerine bakmayı
Gözlerinle gülmeyi
Gözlerinle hayata bakmayı

Her gün özlüyorum
O sarı saçlarına dokunmayı
Saçlarınla güne merhaba demeyi
Saçlarınla güneşim olmanı

Şenay Ertorun
03.09.2012
22.31
Sana güvendim
Sana inandım
Ama sen gittin
"Zamana ihtiyacım var" dedin
Ve gittin
Bir daha da dönmedin
Döktüğüm gözyaşının
Yüreğimde akan kanın
Senin için önemini gösterdin
Ve gittin
Evet, ben hatalıydım
Çünkü seni sevdim
Çünkü sana değer verdim
Ve sevgime saygımdan
Yüreğime saygımdan
Gitmene izin verdim
Çünkü yüreğin
Asla benim olmadı
Ellerin
Asla benim elim olmadı
Saçların
Asla benim güneşim olmadı
Ve o deniz mavisi gözlerin
Asla gözlerimin içine bakmadı
Gitmene izin verdim
Çünkü sen
Asla benim olmadın
Benimle bütün olamadın

Şenay Ertorun
31.07.2012
17.06
Gecenin güzel olan tarafı
Senin yanımda oluşundu
Benim için kaçıncı kez döktüğün gözyaşıydı

Gecenin anlamlı olan tarafı
Her nefes alışında “Seni” izlemekti
“Sen” uyurken saçlarını okşamaktı

Gecenin anlamlı olan tarafı
Güne seninle “Merhaba” diyecek olmamdı
Gözlerimi açtığımda “Seni” görmekti

Şenay Ertorun
23.08.2012
19.31

MACERAYA SÜRÜKLENMEK

Çocukluğumdan beri film izlerim, her izlediğim filmden ayrı bir keyif alırdım. Fakat son dönemlerde izlediğim birkaç film beni hayal kırıklığına uğrattı. Özellikle yerli yapımlardan bazıları... Adeta filmi dalga geçmek için çekmişler...

Patlamış Mısırınızı alıp ekran karşısına geçerek kumandayla DVD player'ınızı çalıştırmaya başladığınız zaman "SÜper bir film seyredeceğiz" diye düşünürken daha ilk sahnelerden hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Son sahnede de gülmekten başka hiçbir şey yapmıyorsunuz. Sinemaya önce cinsellik, seks sansürü konarak aşkın bakışmalardan ve romantik sahnelerden ibaret olduğunu göstermeya başladık. Sonra sinemaya şiddet içerikli filmler ibaresiyle bir sürü yenilik sokuldu ve bu seferde aksiyon, heyecan kayboldu. Oysa bir sinema filmini sinema yapan neydi "Bir konu ve bu konun içerisinde ana karakterler ve yan karakterler, ana karakterler ve yan karakterlerin etrafında gelişen olaylar, olaylar çözülürken mutlu sonlar ya da mutsuz sonlar...

Çocukl…

İSTANBUL'UM

Benim canım İstanbul'um
Gözbebeğim,
Güzeller güzeli İstanbul'um
Seni seyrediyorum
Sana bakıyorum
Ve ağlamakta haklısın diyorum
Çünkü senin o güzeller güzeli,
O senin eşsiz,
Benzersiz,
Güzeller Güzeli silüetini,
Görünümünü,
Kendi ellerimizle,
Çabalarımızla,
Çirkinleştiriyoruz

Benim kıymetli İstanbul'um
En güzel sevgilim,
Değerlerin en güzeli İstanbul'um
Seni görüyorum,
Seni duyuyorum,
Ve ağlamakta haklısın diyorum
Senin kıymetini,
Senin değerini,
Bilemedik,
Anlamadık
Ve seni kendi ellerimizle,
Çabalarımızla,
Çirkinleştiriyoruz.

Şenay Ertorun
28.05.2012
18.10

Yar

Yar
Bir göçük altında kaldık
Umutlarımızı,
Hayallerimizi,
Bir taş yığını altında bıraktık

Yar
Bir göçük altında kaldıkBenliğimizi,
Kimliğimizi,
Bir taş yığını altında yitirdik

Yar
Bir göçük altında kaldık
Sevgimizi,
Saygımızı,
Bir taş yığını altında kaybettik

Yar
Bir göçük altında kaldık
Yarınımızı,
Hayatımızı,
Bir taş yığını altında feda ettik

Şenay Ertorun
21.05.2012
16.20
372. Şiir

SIRT ÇANTAM 1

30'lu yaşlarımda basamakları bir bir tırmanırken sırt çantamın ne kadar ağırlaştığını, içinde sakladığım not defterinin de giderek sevenimle, sevmeyenimle, gelenimle, gidenimle ne kadar kabarıklaştığını görüyorum.
Bebeklik dönemini saymazsak neydi 34 küsür seneye sığdırdıklarım... Kocaman bir aile, onlarca kuzen, dost, arkadaş ve sevgililer... Bütün hepsinin anlamları, görevleri farklıydı hayatımda... Hepsi birer deneyim ve tecrübeydi. Mutluluğumu ya da mutsuzluğumu, sevgimi ya da sevgisizliğimi, umudumu ya da umutsuzluğumu paylaştığım objelerdi. Peki, bunun dışında 34 küsür seneye sığdırdıklarım nelerdi? Okul hayatım, spor hayatım ve çalışma hayatım... Anılarım, sevinçlerim, hüzünlerim... Bu süreçler içerisinde de hayatıma eksi ve artı değerler katıldı. Birçok esere tek başına imza attım. Bunlardan en önemlileri öğrencilik yıllarımın projesi "Ufacık tefecik gördün de..." ve sırası ile 2008 yılı "O" Kent, 2011 yılı "Karamürsel", 2010 - 2011 yılları &qu…

AYKUT KOCAMAN

Bugün bu satırlarda 1988 - 1989 yılından 1996 yılına kadar Fenerbahçe Spor Kulübünde forma giymiş, 1988 - 1989 sezonunda 103 golle bir rekor kırarak şampiyon olan efsanevi kadrada yer alan bir futbolcuya, 2009 - 2010 sezonunda çok sevdiği kulübüne sportif direktör olarak dönen ve şu an da teknik direktörlük koltuğunda oturan bi isme yer vereceğim. Aykut Kocaman... 1965'te Sakarya'nın Geyve ilçesinde dünya'ya gelen Aykut Kocaman, 1988 yılından 1996 yılına kadar Fenerbahçe Spor Kulübünde oynamıştır. 1996 yılında transfer olduğu İstanbulspor'da 2000 yılında futbolu bırakıp bu kulübün çatısı altında teknik direktörlük kariyerine başlamıştır. Aykut, çocukluğunda uğraştığı jimnastik sporu sayesinde estetik bir bedene sahiptir ve maç sırasında yaptığı akrobatik hareketleri, her iki ayağınıda aynı oranda kullanarak attığı estetik golleri ile taraftarın gönlünde taht kurmuş bir futbolcuydu. Sakaryaspor, Fenerbahçe, İstanbulspor formaları altında 200 gole imza atan Aykut, 1988 - …