BİLİM KURGU, FANTASTİK MACERA, AKSİYON

Yazımda ele alacağım film X-MEN ve serisi... Çocukluğumda bir başka ekran fenomeni olan çizgi film serisi X-MEN'di. Bu seri ilginçti, karakterleri insan ama insandan ayrı özellikleri, güçleri olan varlıklardı. kendilerini mutant olarak adlandıran bu kahramanlar, Jean Gray, Wolverine, Storm, Prof. Charles, Magneto, Cyclops vs... İyi ve kötü mutantlar olarak ikiye ayrılmışlardı. İyiler insanları korurken, kötüler insan ırkını yok etmeye çalışanlardı. Çünkü kötü mutantlar insanların kendilerini ötekileştirdiğini, onlara bir yaratık gibi baktıklarını düşünürler. İyi mutantlarda bu tezi çürütmeye çalışırlar. Öykülemesi bu şekilde oluşan X-MEN filmi, fantastik macera, bilim-kurgu ve aksiyon gibi üç kategoriye girmektedir.

"Bilim-kurgu, orta katmanın algıladığı toplumsal baskının teknolojiyle ve oldum olasaı bilinemez olanla ilintili olanın-deneyimlerinden kaynaklanan fenomenleri, birbirinden yalıtıp, bunları ayrı ayrı vurgulayarak, her birine ayrı bir önem atfederek varsayımsal bir gelecek tasarımından çok, bunları soyut düşüncenin alanı diyebileceğimiz ortama doğru "Uzatıp" söz konusu güncel sorunların üstesinden gelmeye çalışır. (Ütopik Sinema, Bilim-Kurgu Sinemasının Tarihi Ve Mitolojisi - Bernhard Rolof-Georg Seeβlen, s.s 67-68)"

X-MEN filmine geri dönersek bu insan olan, ama aslında insa olmayan mutant karakterlerinde kendimizi bulmamız kaçınılmazdır. Çünkü hepimiz filmlerin bizde bıraktığı etki ile yaşadığımız ve çözemediğimiz sıkıntılarda zaman zaman kurtarıcı olarak bir süper karakter ararız ya da düşleriz... İşte bilim-kurgu ve fantastik macera sine türüne örnek olan bu yapımlar zaman zaman bizi gerçek dünyadan soyutlar.

"Bilim-kurgu, aşırı pedagojik, teselli edici bir türdür, izleyicsinin (okurun) kültürel dürtülerinden vazgeçmesi durumunda da, bunu telafi edecek birçok ödülü hazır tutar. (Ütopik Sinema, Bilim-Kurgu Sinemasının Tarihi Ve Mitolojisi - Bernhard Rolof-Georg Seeβlen, s.s 89)"

6 yaşında sinema salonuyla tanışmıştım. Sürreya Operası binasında gittiğim ilk film bilim-kurgu türündeki "E.T."dir. Uzaylı bir yaratık bir çocuğun hayatına aniden girer ve birbirleriyle bağ kurarak iyi arkadaş olurlar. Çocuk onu gizler ve zaman zaman bisikletiyle dolaştırır. Bu bilim-kurgu türünün akılda kalan en can alıcı sahnesi çocuğun ve E.T.'nin bisikletle havalanıp uçmasıdır.

"Bilim-kurgusal sinema türü, kendi içinde alt türler ya da yan türler diyebileceğimiz bölünmelerle gelmiştir. (Sinemaya Girşi, Alim Şerif Onaran, s.s 110)"

Bu türdeki en önemli sinema yaptı 1926 yılında Fritz Lang'in "Metropolis" filmidir. Bu filmde yer altında yaşayan sefil işçilerin hayatıyla, gökdelenlerde oturan patronlar anlatılmaktır. Bu filmde bir kötü karakter ve bir kahraman karakter vardır. Kötü karakter Rotwang'dir. İyi karakterde genç Freder gibi görünse de aslında Maria'dır. Rotwang bir robot yapar ve Maria'nın ruhunu alarak robota geçirir. Ruhunu yitirmiş olan Maria işçileri isyana sevkeder, makinalar çalışmayınca şehri su basar. Genç Freder, robotu imha ederek Maria'yı kurtarır ve kötü alim Rotwang intihar eder.

X-MEN serisi filmine döndüğümüzde buradaki asıl kahraman Wolverine'dir. Bütün seri boyunca ana kahramandır, ama olay örgüsü gereği hep gizli kahraman olarak gösterilir izleyiciye... Bu bilim-kurgu serisinin devamı Wolverine olarak ilerler. 26 Temmuz 2013 tarihinde 3D seçenekleriyle ülkemizde gösterime giren "The Wolverine" filmi karakterimizin kahramanlığının ön plana çıkarıldığı bir yapıttır. Karakterimiz Wolverine'nin çizgi filmlerdeki halini hatırladığım zaman seksi, güçlü, kuvvetli, geniş omuzlu, üçgen bedene sahip Hugh Jackman bu rol için seçilmiş en iyi aktördür diyebilirim. Filme dönersek, konu ve hikaye Wolverine üzerine kuruludur. Film ikinci dünya savaşıyla başlar. Wolverine'nin hayatını kurtardığı bir adam yıllar sonra ona ulaşarak yanına çağırtır. Adam hastadır ve ölmek üzeredir. Wolverine'nin güçlerini istediğini ve onu insana dönüştürerek ölümlü bir varlık yapabileceğini söyler. Karakterimiz bu isteği kabul etmez ve adamın ölümüyle olaylar zinciri başlar... Fİlmin kurgusal işleyiş biçimi klasiktir. Ana kahraman kendini ve yolunu kaybetmiştir, bir arayış içindeyken iyilik yaptığı biri yeniden karşısına çıkar ve olaylar başlar. Bu durum psikolojik açıdan şu şekilde açıklanabilir:

"Rekabet teması olay örgüsü hatlarıyla sınırlı değildir. Film karakterleri çeşitli amaç ve hedeflerinde sık sık rakiplerle karşılaşırlar. (Senaryo Yazarları İçin Psikoloji - William Indick, s.s.6)"

The Wolverine filminde de buna tip bir rekabete rastlamak mümkündür. Atom bombası atıldığı anda hayatını kurtardığı adam aslında onun güçlerine sahip olmak isteyen bir rakiptir. Ayrıca film içerisinde aşk, tutku, güçlü olma, iktidarlık meselesi, çatışma, rekabet unsurlarının hepsine rastlamak mümkün...

"1. Ego savunma mekanizmları, engellene libido enerjisinden gelen baskının bir kısmının serbest kalmasıyla egoyu savunan davranışlardır.
2. Savunma mekanizmaları sergileyen film karakterleri, genellikle savunucu davranışlarından tamamen bihaber oldukları için ilgi çekerler.
3. Arzu, tutku ya da duyguyu bastırma evrensel bir savunma mekanizmasıdır.
4. Bastırılmış enerji genellikle dramatik bir katharsis ya da duygusal rahatlama sahnesinde boşalır.
5. İnkar, ya bir karakter gücü (tutarlılık) ya da karakter zayıflığı (bihaberlik) olarak kullanılabilir.
6. Korku, heyecan ya da gerilim filmlerinde, sıklıkla tehlikenin varlığını inkar eden bir otorite figürü bulunur. Kahraman tehlikeyi ortadan kaldırmak için bu figürü yenmek zorundadır.
7.Özdeşleme de ya bir karakter gücü ya da karakter zayıflığı olarak kullanılabilir. Eğer kahraman olumsuz bir yol gösterici figürle özdeşleşiyorsa, öyleyse o, karakter gelişimi için doğru yoldadır. Eğer kahraman olumsuz bir yol figürle özdeşleşiyorsa, o zaman da doğru yolda gelişmeye başlamadan önce ilkin bu olumsuz özdeşleşmenin üstesinden gelmesi gerekir.
8. Yüceltme, libido enerjisini üretken ya da sanatsal etkinliklere kanalize etme işlemidir. Filmlerde yüceltme sıklıkla hırslı çalışma ve her zaman karşılaşılan - bir kahramanın gerçek aşkını savunmak ya da kurtarmak için büyük engellerin üstesinden geldiği - "aşkın gücü" temasıyla anlatılır.
9.Filmlerdeki gerileme sahnelerinde genellikle alkol, marihuana, sihirli bir iksir ya da bir gençlik pınarı gibi bir maddeden yararlanılır.
10. Gerileyen kahramanın en yaygın çeşidi genç bir aşığı ayartan orta yaşlı karakterdir.
11. Tepki oluşumu, bir karakterin en derin arzusunu, ona güçlü şekilde tepki vererek açığa vurmasıdır. Örneğin geylere yönelik alçaltıcı bir söz, birye adına çok rahatsız edici olan ve homofobisiyle tepki verdiği eşcinsel arzuların belirtisi olabilir.
12. Yer değiştirme, bir libido dürtüsünün güvenli bir ikame çıkış üzerine yeniden yönlendirilmesidir.
13. Akılcılaştırma bir karakterin, sorunlarını duygusal düzeyde ele almaktan ziyade duygusallıktan uzak ve nesnel olarak tartışarak entellektüelleştirmesidir.
14. Yansıtma, aile ilişkilerini ele alan filmlerde temel temadır. Ebeveynler sıklıkla kendi hayalleriyle hedeflerini çocuklarına yansıtırlar ve çocuklar kendi hayallerinin peşinde gitme arzularını ifade ettiklerinde incinir ve mutsuz olurlar.
15. İzolasyon, tipik olarak travmatik ya da yüz kızartıcı geçmişinden dolayı kendisini diğerlerinden izole eden yalnız karakter tarafından kullanılan bir savunmadır.
16. Ferudcu dil sürçmesi, konuşma sırasında bastırılmış bir duyguyu bilinçsiz olarak ağzından kaçırmaktır. Dil sürçmesi filmlerde çoğu kez kahraman için - genellikle en çok gerkesinim duyduğunda - gizli bir bilgiyi göstermekte kullanılır.
17. Espiriler toplumsal olarak kabul edilebilir bir tarzda tabu olan konuların ifadesine olanak sağlar. Espirilere tepki - kahka - toplumsal olarak da uygun bir yoğun duygusal rahatlamadır.
18. En ciddi filmler bile gerilimin gülmeyle giderildiği bir sahnede komik rahatlama anlarından yararlanabilir.
19. Komedilerdeki tiksindirici ve politik olarak doğru olmayan mizah, nahoş şeylere gülünmesini sağlamak için toplumlardaki aşırı tabu konuları ifade etmede espirilerden yararlanır.  (Senaryo Yazarları İçin Psikoloji - William Indick, s.s.75 - 76)"

Bu sayılan maddelerin bazılarını film içerisinde görmeniz mümkün... Aslında eser üretilen bütün sinema türlerine baktığımızda öyküleme teknikleri aynıdır. Fakat olaylar başka türlü gelişir. Zaten iyi bir olay örgüsü yaratamazsanız o eseri sürükleyecek karakteri de oluşturamazsınız.

"Karakteriniz, izleyicinin hız trenindeki arabalarda hissettiklerine benzer duygulara kapılmasını sağlayan araçlardır. Olay örgüsünün yapısında hikayedeki olaylar ve bu olayların yerleştirilme tarzı bulunur. Olay örgüsü, raydaki kıvrılmaları ve dönüşleri içerir. Rayların planı, yolculuğun heyecanlı olup olmadığını belirler. Michael Hauge - Senaryo Yazarlığı konuşmacısı... (Senaryo Yazımı - John Costello, s.s 59)"

Olay örgünü ne kadar iyi olursa perdedeki filminiz de izleyicin dikkatini o kadar iyi çeker ve kendini izlettirir. Bu filmde olay örgüsü klasik tipte de olsa Wolverine karaktrine yüklenen özellikler seyri kolaylaştırıyor. Zaten bu karakterin özelleştirilip sinema film haline getirilmesinde ana hedef kadın izleyici potansiyelini salonlara çekmedir. "Neden?" diye soracak olursanız cevabım, ben de dahil olmak üzere bu karakterde gerçek hayatta bir erkekte arayıp da bulamadığımız tüm özellikleri görmemiz kaçınılmaz bir gerçektir. Soyut bir ortam olsa da insan elinde olmadan kendini karakterin büyüsüne kaptırıp filmi izlemeye başlıyor.

X-Men filminin devam serisinin yolda olduğunu belirterek yazımdaki son paragrafı yazarken filmin içerisindeki devamlılık hatasından kısa bahsetmek isterim. Wolverine ve Marico yemek yerken, Wolverine çubukları yemeğin içine saplar. Marico "Kötü şans getirir" diye çucukları kenara koyar ve bir öykü anlatmaya başlar. Marico'nun yakın planından çıkıp ikili plana geçildiğinde çubuklar Wolverine'nin sapladığı yerde durmaktadır ve Marico çubukları tekrardan alıp kenara koyar.





Şenay Ertorun
29.07.2013
13.42

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senaryonun Önemli Bölümleri

ZAMAN VE MEKAN

WESTERN TÜRÜ