WESTERN TÜRÜ

Çocukluğumun vazgeçilmez dünyası "Western Türü" filmlerdir. Kovboylar, Teksas vadisinde kamp kurarlar, ateş yakarlar, savaşırlar ve yemek yerlerdi... Bu türdeki filmleri izlerken o yaşlarda bu dünyanın büyüsüne kapılıp onlar gibi yemek yerdim, oyuncaklarını aldırırdım. Evet, bir kız çocuğunun bebeklerle oynaması gerekirken, benim dünyam filmler ve onların oyuncaklarını edinmekti.

1940'larda, 1950'lerde altın açğını yaşayan bu özel tür sinemada başlayan yeni bir akımla yerini gerilim, korku, aksiyon, macera, komedi ve romantizm türlerine bırakmıştı. Bu yeni akımda da "Western Türü"nden yapıtlar olsa da çekilen filmlerde o eski tatları, güzelliği, heyecanı bulamıyorduk. Zamanla da Western filmleri çekilmemeye başlandı. "Western Türü" neydi? Vahşi Batıda geçen, geniş şapkalar, kurumuş dudaklar, her an patlamaya hazır silahlar, gringolar, meksikalılar ve kızılderililerle dolu filmlerdi.

"Gerçekten bu filmler şu klasik öğeleri taşır: "Adalet dağıtan kovboy", "Sokaklarında dört nala at koşturan, ahşap evli, tozlu şehir", "İzlenen ve linç edilmek istenen suçsuzlar", "Salon" adı verilen barlar", "Tabancıların patladığı poker partileri", "Tipik kovboy kıyafetli rakiplerini alt alta, üst üste boğuşmaları", "Tetiği ilk kez çekenin meşru savunmaya sığınarak rakibini öldürmek hakkı..." (Sinemaya Giriş, Alim Şerif Onaran, s.s. 97)"

Bu tür bir dönem Türk Sinemasına da girmişti ve bize ait olmayan bu kovboy kültüründe öenmli eserler üretilmiştir.

"1971'de çekilen 266 filmin %5'ini "Western Türü" yapımlar oluşturmaktadır. Toplan 30 kadar kovboy filminin arasında, bir yıldız oyuncu üzerine kurulu "Ringo Kit ve Cüneyt Arkın", çok tutulan "Çeko", yerlileştirilen "Dadaloğlu" hatta kısmen Cinecitta'da, uluslararası bir oyuncu kadrosuyla çekilen "Küçük Kovboy" gibi örnekler yer alır." (Türk Sinema Tarihi, Giovanni Scognamillo, s.s.408)"

Çocukluğumdan beri sinema salonlarından çıkmayan ben her türden filmi izleyip eleştirip, filmlerin felsefesi üzerine araştırmalar yapan ben gittiğim "Western Türü" filmlerinde o eski güzelliği ve büyüyü arıyordum. Çünkü "Western Türü" dediğimiz sinema kuşağının bir felsefesi olmalıydı. Peki neydi bu felsefe? Bu felsefenin Amerika kıtasının keşfiyle bir bağlantısı vardı mutlaka...

"Amerika kıtası 1492'de Avrupalılar tarafından keşfinden sonra İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar ve İngilizler buradaki yerli halkların aleyhine toprak sahibi oldular. Avrupalılar, Amerika'daki topraklarını genişlettikten sonra, İngiltere başta olmak üzere çeşitli ülkelerden göçmenler alıp buralara yerleştirerek koloniler kurdular. 18. yüzyıl ortalarında, bu kolonilerin sayısı 13'e yükseldi ve bu 13 koloni, Amerika Birleşik Devletleri'nin temelini oluşturdu." "(kaynak: Wikipedia)"

Şimdi bu yukarıdaki satıralrın "Western Türü" felsefesiyle ne alakası var diyeceksiniz... Filmlere dikkat ederseniz genelde Kızılderililerle olan mücadele anlatılır. Bu mücadelede onların sahip oldukları toprakları ele geçirme, ırklarını yok etme üzerine kuruludur. Fakat bu filmlerde ana kahramanın ırkı ya Kızılderili ırkına dayanır ya da İngiliz ırkına karşı İspanyol ırkından olan biridir ve kahramanımızın yakın dostu ya da sevgilisi mutlaka Kızılderili ırktandır. Bu bağlamda ,

"Western Türü"nde çekilen filmlerde işlenen temalar, aşağı yukarı şunlardır:

1. Yeni ufuklara açılışı ( Batı'ya yerleşmek veya altın aramak üzere giden göçmenleri konu edinen filmler (En önemlisi James Cruz'un "Covered Wagon"u)
2. Askeri Westernler: Bunlar iftirak savaşı denen Güney-Kuzey eyaletleri arasındaki iç savaşı anlatan, bir bakıma tarihsel filmlerdir. "Fort Apache) gibi)
3. Kızılderililerle savaş filmleri, Amerika'da Siox, Apache, Comanche, Cheyenne gibi kabilerle General Custor'ın idaresindeki askerlerin savaşıını konu edinen filmler (ki birinci ve ikinci kategorideki konularla çoğu zaman karışır);
4. Saldırı ve yağma filmleri: Posta arabası veya banka soyan, Ameika'nın yerleşme dönemindeki haydutların serüvenlerini anlatan filmler ("Büyük Tren Soygunu" ve Henry King'in "Jesse James" üzerine filmi gibi)
5. Demiryolu döşemesini baltalayanlara ilişkin filmler: Cesil Blant de Mille'in "Union Express'i gibi);
6. Komik Western'ler: Mack Sennet, Roscoe Arbuckle, Buster Keaton, Laurel/Hardy gibi güldürü sanatlarının Western parodisi kabilinden filmleri;
7. Bir kahramanın serüvenini sergileyen filmler (yukarıda sözü edilen kahramanların ya da isimsiz kovboyların Georges Stevens'ın "Shane"i gibi yiğitliklerini sergileyen filmler)
8. Hayvan sürülerini sevkeden kovboyların hayatına ait filmler (Howard Hawks'ın "Red River" gibi)... (Sinemaya Giriş, Alim Şerif Onaran, s.s. 99 - 100)"

Yukarıda ele alınan her konuda çekilmiş olan "Western Türü" yapımları izledim. Onlardaki oyunculuk yeteneğini, filmin akıcılığını 1990'lardan sonra çekilen "Western Türü" yapımlarında yakalayamadım, taki geçen gün gittiğim "The Lone Ranger" (Maskeli Süvari) filmini izleyene kadar... Şimdi herkesin aklından geçecek en baş konu: "Fİlmde Johnny Deep var, yanındaki oyuncu karizmatik... Kesin sen onun için tav olmuşsundur." olacak mutlaka... O yüzden cevabım bu filmde yukarıda yazdığım bütün konuların hepsini bulursunuz... Oyunculuklar o eski Western filmlerindeki aktörleri aratmayacak cinstendi.

Filme dönersem, başlangıç sahnesinde bir lunapark'a gidiyorsunuz ve lunapark'ın içinde yüzünde maskeyle yürüyen bir çocuk para ödeyerek çadıra kurulmuş olan müzeden içeri giriyor ve dolaşırken bir kızılderilinin önünde duruyor. Onu incelerken anlatıcı dediğimiz kahraman canlanıyor ve çocukla sohbete başlıyor. Anlatılan hikaye Maskeli Süvarinin macerasıdır. Filmi detaylı bir şekilde yazmayacağım, zira izlemek isteyenler olabilir...

Filmde başlangıç sahnesinin bir Lunapark'ta geçmesi, Lunapark'ın bir şehri temsil etmesi olarak düşünebiliriz... Çünkü şehir kalabalıktır, lunapark'ta kalabalık, şehirde insanlar yürür ve eğlenir, lunarpark'ta da yürüyen ve eğlenen insanlar görmekteyiz. Lunapark'ın içindeki ve çocuğun içerisine girdiği çadır müzesi neyi temsil etmektedir derseniz, bu müze şehrin müzesi olup şehrin tarihini anlatan objelerle süslenmiş bir mekandır. Çocuk bu arada mumdan heykel ile tanışır ve geçmişi öğrenirken, "Tonto" isimli karakterden öğrendiği çok önemli bir olgu vardır (Repliği tam olarak hatırlamasamda sanırım şu cümlelerdi": "Ne olursa olsun sakın maskeni çıkarma..." Filmde bu cümlelerden sonra başlıyor ve sizlerde hikayeyi merakla, heyecanla izliyorsunuz...

Yazımı sonlandırırken o eski "Western Türü"nü özleyenler Pazar günleri sabah erken saatlerde TRT ekranlarından kovboy filmlerini izleyebilirler.



Şenay Ertorun
28.07.2013
12.00

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senaryonun Önemli Bölümleri

ZAMAN VE MEKAN

ZAMAN VE MEKAN