Kayıtlar

Mart, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 17

- Sağdan, sağdan! - Soldan, soldan! - Ortadan, ortadan! - Yandan, yandan! - Kenardan, kenardan! - Dışarıdan, dışarıdan! - İçeriden, içeriden! - Bu ne ya! Sabah, sabah beynimi bununla meşgul ediyorsun! - O zaman koy bir Bursa Çiftetellisi! - Ne alaka! - Sen koy! - Ben sana bir koyacağım! - Ayıp oluyor ama! - Niye? - Kullandığın kelimeler sakız gibi nereye çekersen oraya gider! - Sen başlattın! - Neyi? - Koy kelimesi ile cümleler kurdun! - Pardon! O zaman çal bir Adana Çiftetellisi! - Hayda! Muhabbet bugün niye buraya geldi? - En son renklerden bahsediyorduk! - Tamam, tamam! Şimdi hatırladım! - Jeton köşeli galiba! - Sana ne! - Saman ye! - Daha doymazsan beni ye! - O zaman çal bir Rumeli Çiftetellisi! - Sende çal bir Karadeniz Havası! - Sen de çal bir Azize! - Dur bekle! - Nereye? - Geliyorum şimdi! - Bunlar da kim? - Davulcu Rasim ve Zurnacı Hüsnü! - Ne işleri var burada?

İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 16

- Bu sefer çok bekletmedin! - Fazla vukuat yok! Ama konu çok! - Vukuat her zaman olur. Konular da asla bitmez! - O zaman gelelim fasulyenin faydalarına! - Ne fasulye mi getirdin? - Vah canım! Kulaklarda ağır işitmeye başladı. Yaşlandın sen! - Sensin yaşlı! Ben seni toprağa gömerim haberin yok! - Hep bir azar! Hep bir azar! - Hep bir sitem! Hep bir sitem! - Hep bir ders! Hep bir ders! - Hep bir fren! Hep bir fren! - Fren ne alaka? - Sen anladın ne demek istediğimi? - Anlamadım! - Zaten işine geleni anlarsın, işine gelmeyeni anlamazsın! - Hep bir söylenme! Hep bir söylenme! - Hep bir şikayet! Hep bir şikayet! - Hep bir karışma! Hep bir karışma! - Hep bir itiraz! Hep bir itiraz! - Hacivat ve Karagözü geçtik! - Topraklarımızın renklerinden orta oyunumuzun karakterleri! - Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar! - Seni kovan yok ki! - Sen değil! - Kim peki? - İçten içten... - Çaylar geldi. - Sözümü kesme istersen! - Kardeş bize bir de gözleme getirir misin? - Yiye, yiye kilo aldın! - Sen de otura, otura büyüttün! - Zevzek…

İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 15

- Fotoğraf çektirebilir miyiz? - Sana da günaydın? - Bir de imza alabilir miyim? - Git başımdan! - Delibaş, miskin avare! Kırklamaya az kalmışken gidiyordun bok yoluna! - Gittim, geldim! - İkinci bahar diyorsun! - İkinci bahar yaşıyor ömrüm! - Aman sus başlama! - Niye o kadar kötü mü sesim? - En son şarkı söylemeye kalktığında göğün ağladığını gördük hep beraber! - Gök yine ağlıyor! - Gök bu sefer, sosyal medya gerçeği, medya gerçeği, cahil gerçeği, beyaz cam gerçeği, IQ gerçeği yüzünden ağlıyor. - Aman bana sosyal medya deme! - Hah! Hah! Hah! - Ne gülüyorsun? - Ama o konuda sen kaşındın? - Kendi görüntülerimi bile izlememişken... - Kimsenin gazına gelmeyeceksin işte! - Sus, sus! - Gaza gelip kalem oynatmayacaksın! - Yahu, görüntüler ortada! Can çekişiyorum! Ölümden dönmüşüm! Yüzümde flaş patlıyor arkasından "Mizansen miydi?" diye bir soru... Etrafım kalabalık, dayım orada şoka girmiş ona "İyi olduğumu" söylemeye çalışıyorum. Hop yüzümde bir flaş daha! - Eee, star olmak kolay değil! Anl…

İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 14

- Hanımefendi, hanımefendi! - Buyurun! - Bir yıl, yedi aydır beni Heybeliada'da Değirmen Burnu'na mahkum ettin ve sayende kök saldım buraya! - Vallahi bir sene geçmiş! - Neler yaptın bu süre zarfında delibaş avare? - Bildiğin gibi işte, avareliğe devam! Sekizinci film bitti, yedincisini toparlamaya çalışıyorum. Bu arada dalgıç oldum. - Duydum, duydum! Sosyal Medyada takip ediyorum seni! - Sen de mi sosyal medya fenomeni oldun? - Sorma bulaştık bir kere! Zaten o olmasa seni göreceğimizde yoktu! - Sosyal Medya olmasa kimsenin kimseden haberi olmayacak! - Evet, o olmasa dünyadan bir haber yaşayacaktık. - Olmadığı zamanlarda nasıl yaşıyorduk? - ... - O zamanda dünya da bir haber yaşıyorduk, ama mutluyduk, huzurluyduk! - Ama şimdi her kıtadaki olaydan haberdar oluyoruz sosyal medya sayesinde! - Haberdar oluyoruz, ama herkes birbirini boğazlama derdinde! - O elindekiler ne? - Mustafa mangalı yaktın mı? - Getiriyorum şimdi! - Ooo! Mangal keyfi! - Bu kim? - Kim, kim? - Etlerin üzerinde gezinen! - Kim olduğu…

İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 13

- Pişt, pişt! - ... - Pişt, deli baş avare sana sesleniyorum! - ... - Baksana miskin avare! - Pardon, bana mı seslenmiştiniz? - Evet, bayan miskin size seslendim! - Kusura bakmayın da yanlış bir seslenme yöntemi seçtiniz. Ben her "Pişt!" diyene bakmam! - Kibarlık budalası, pis miskin! Senin o havanı alır, paçanı da ters çeviririm. - Hah! Hah! Sıkıysa yapsana! - Oy, oy! Eski gücüm olsa yapardım! - Doğru ya! Tokadı vuruyorsun ve indiremiyorsun eskisi gibi! - Dediğim gibi eski gücüm olsa tokadı yapıştırdığım gibi insanı gitmek istediği yere gönderirdim. - İnsanlığın yeni ruh haline alışmak zor tabi! - Kesinlikle! Geçen gün Roma'yla, Paris'le, Ankara'yla, Washington'la, Tokyo'yla, Kopenhag'la, Glasgow'la, Londra'yla, Berlin'le, Viyana'yla ve diğer tüm dünya şehirleriyle toplanmışız. Hani kırk yılda bir araya geliyoruz. Kurulmuş Halil İbrahim Sofrası! Masada yok, yok! Yedikçe yiyoruz, bir yandan sohbet! - Kısa kes ve sadede gel! - Ettin muhabbetin içine! - …