İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 13

- Pişt, pişt!
- ...
- Pişt, deli baş avare sana sesleniyorum!
- ...
- Baksana miskin avare!
- Pardon, bana mı seslenmiştiniz?
- Evet, bayan miskin size seslendim!
- Kusura bakmayın da yanlış bir seslenme yöntemi seçtiniz. Ben her "Pişt!" diyene bakmam!
- Kibarlık budalası, pis miskin! Senin o havanı alır, paçanı da ters çeviririm.
- Hah! Hah! Sıkıysa yapsana!
- Oy, oy! Eski gücüm olsa yapardım!
- Doğru ya! Tokadı vuruyorsun ve indiremiyorsun eskisi gibi!
- Dediğim gibi eski gücüm olsa tokadı yapıştırdığım gibi insanı gitmek istediği yere gönderirdim.
- İnsanlığın yeni ruh haline alışmak zor tabi!
- Kesinlikle! Geçen gün Roma'yla, Paris'le, Ankara'yla, Washington'la, Tokyo'yla, Kopenhag'la, Glasgow'la, Londra'yla, Berlin'le, Viyana'yla ve diğer tüm dünya şehirleriyle toplanmışız. Hani kırk yılda bir araya geliyoruz. Kurulmuş Halil İbrahim Sofrası! Masada yok, yok! Yedikçe yiyoruz, bir yandan sohbet!
- Kısa kes ve sadede gel!
- Ettin muhabbetin içine!
- Anladık havan var!
- Seni havanda döver posanı çıkartırım.
- Anladık büyükşehirsin!
- Susta azıcık biz konuşalım!
- Sen yıllardır konuşuyorsun!
- Densiz! Miskin! Tembel!
- Benim gibi çıtı pıtı birini bulmuşta bunuyor!
- Başına taş yağacak miskin! Yıllardır konuşuyormuşum!
- Konuşuyorsun tabi! Susmadın gitti!
- Ettiği lafa bak! Sürekli konuşan sizlersiniz! Ben susup sizin bitmek bilmeyen dedikodularınızı, aşk muhabbetlerinizi, şikayetlerinizi dinleyip durdum. Son iki senedir sayende çenem açıldı, şimdi de dinlemiyorsun! Seni değişken ruhlu insanoğlu! Miskin, Tembel!
- Oy, oy! Yürü be! Kim tutar seni!
- Yedi tepem tutar!
- Bir de ben!
- Hemen araya sıkıştır kendini de miskin avare! Otur öyle tembel tavuk!
- Ağır oluyorsun!
- Hani çekim yapacaktın bugün!
- Planlar yarına kaldı.
- Hadi, hadi toparlan! Karşıda herhangi bir sahilde bekliyorum seni!
- Ancak yarın!
- Miskin!
- Bugün olmaz!
- Yarın gel! Gelirken de simit getir!
- Olmaz! Başka planım var.
- Nedir o?
- Sen yarın Heybeliada'ya git! Değirmen Burnu'nda bekle beni!
- Sürpriz var desene!
- Evet!
- Bye! See you later!
- Bu İngilizceyi de sökmüş!
- Ne sandın beni! Yakında bir işe girip çalışacağımda!
- Tabi, zaten paran olunca, evin, araban, yatın, katın, sevgilin olunca etrafın insan kaynamaya başlar. O zaman beni tanımazsın bile!
- Bak, ben insan değilim, ama o dediğini insanoğlu çok güzel uygular.
- Kokoş değilim! Anaç tavuk değilim! Bir şirkette çalışmıyorum! Önüme gelen her erkeğe pas vermiyorum.
- Başladık yine! Çok iyisin, çok!
- Yapmacık değilim! Kendi halimde yaşamayı seviyorum.
- Ben de seni seviyorum!
- Ne o aşkını ilan ettin!
- Evet, şu baca arkasındaki yalı çapkınının konuşacağı yok! Ben dillendireyim dedim onu! İçinden geçirdiklerini aktarmak istedim sana!
- O da ne!
- Ne gördün kız?
- Sol tarafındaki dama bak!
- O da ne!
- Evet, dama çıkmış öküz! Haydarpaşa'ya mendil sallıyor.
- Niye kız?
- Son treni kaçırmış!
- Hah! Hah! Hah!
- Yalı çapkını da elini çabuk tutmazsa yakın gelecekte ağzındaki balığı kaybedecek!
- Ya biz gitmiyor muyduk?
- Evet, gidiyorduk!
- Ama kaldık bu çatıda!
- Evet, farkındayım!
-Adiὀs!
- Vay!
- Uzatma! Ben kaçtım!

Şenay Ertorun,
13.01.2015,

13:40

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senaryonun Önemli Bölümleri

ZAMAN VE MEKAN

WESTERN TÜRÜ