İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 14

- Hanımefendi, hanımefendi!
- Buyurun!
- Bir yıl, yedi aydır beni Heybeliada'da Değirmen Burnu'na mahkum ettin ve sayende kök saldım buraya!
- Vallahi bir sene geçmiş!
- Neler yaptın bu süre zarfında delibaş avare?
- Bildiğin gibi işte, avareliğe devam! Sekizinci film bitti, yedincisini toparlamaya çalışıyorum. Bu arada dalgıç oldum.
- Duydum, duydum! Sosyal Medyada takip ediyorum seni!
- Sen de mi sosyal medya fenomeni oldun?
- Sorma bulaştık bir kere! Zaten o olmasa seni göreceğimizde yoktu!
- Sosyal Medya olmasa kimsenin kimseden haberi olmayacak!
- Evet, o olmasa dünyadan bir haber yaşayacaktık.
- Olmadığı zamanlarda nasıl yaşıyorduk?
- ...
- O zamanda dünya da bir haber yaşıyorduk, ama mutluyduk, huzurluyduk!
- Ama şimdi her kıtadaki olaydan haberdar oluyoruz sosyal medya sayesinde!
- Haberdar oluyoruz, ama herkes birbirini boğazlama derdinde!
- O elindekiler ne?
- Mustafa mangalı yaktın mı?
- Getiriyorum şimdi!
- Ooo! Mangal keyfi!
- Bu kim?
- Kim, kim?
- Etlerin üzerinde gezinen!
- Kim olduğum belli değil mi?
- Belli, belli de ne işin var burada?
- Yeni düştüm buralara! Uzun yoldan geliyorum ve günlerdir aç, susuz dolaşmaktayım! Bu arkadaş paketi açınca çok güzel koktu etler, köfteler!
- Önce izin isteseydin!
- Irk yok edici! Sen sus!
- Hop, sataşma arkadaşıma!
- Niye sataşmayacakmışım? Ormanlardaki ağaçları kesip, ırklarımızı yerlerinden, yurtlarından edenler insanoğulları değil mi?
- Beni o yok edicilerle karıştırma!
- Bana bak ben o bal yapan arılara benzemem! Onların en yabanisiyim ben! Bana derler Ramazan! Adama iğnemi batırdım mı öte dünyaya gönderirim!
- Klasik tehdit! İğnemi batırırım sana!
- İstersem bu kıskaçlarımla o etlerini de kemiririm.
- Bak sen de bunu iyi tanırsın!
- Ben sana boşuna ırk yok edici demiyorum! Ya ilaç sıkarsınız, ya da ormanı yakıp, yıkıp yok edersiniz!
- Dur arı kardeş! Bir sakin ol!
- Sen sus! Sanki benden farksız bir durumdasın! Acınacak haldesin sende! Beni sakinleştireceğine, akıl vereceğine seni sömüren bu insanoğluyla ne işin var?
- Çüş!
- Hakikaten çüş!
- Yalan mı lan! Taşın toprağın altın diye bu insan ırkı köyünü, bağını, bahçesini, evini, dostlarını, akrabalarını bırakıp gelmiyor mu buraya?
- Haklısın!
- Gelince de ne oluyor adını bilmediğim ırk yok edici insanoğlu?
- Gelince şehrin yaşam koşullarına ayak uydurup geçim sıkıntısıyla birlikte çil yavrusu gibi dağılıyoruz.
- Duydun mu bak?
- Bunu biliyorum ki!
- O zaman daha fazla büyüme! Göç alma artık!
- Sanki benim elimde!
- Evet, sanki onun elinde!
- Siz bayağı kanka olmuşsunuz!
- Sende bayağı uyanıksın Ramazan efendi! Bizi çeneye tutup koca bir eti yedin maşallah!
- Buyur al malını!
- Bitir artık onu!
- Köpeğe kemik mi atıyorsun?
- Git, yemeğini ye artık!
- Al, sana köftede veriyoruz.
- Kovuyorsunuz beni!
- Evet!
- Aman sizinle oturmaya meraklı değilim! Bızzz!
- Of, of! Söylediği her cümlede haklıydı!
- Ama biz bir şey yapamayız ki! Herkes bir yaşam mücadelesi içerisinde!
- Koşturmaca halinde!
- İnsanlar geçim derdinde!
- Yaşantımız hiç ummadığımız bir anda elimizden alınabilir.
- Of, of!
- Muhabbete daldık, mangalı unuttuk!
- Ateş de közlenmiş!
- Çok da acıktım!
- Bızzz!
- Ne var Ramazan?
- Yok ben Sabiyeyim!
- Sen ne istiyorsun?
- Ramazan'ı soracaktım. Zaten uğramış size!
- Az önce şu tarafa gitti.
- Bak, Ramazan orada! Verdik ona birkaç lokma! Sen de git yanına ve nasiplen!
- Sağ olasın kardeş!
- Ay mendeburlar! Herifimi zehirlediniz di mi?
- Ya bir gidin işinize!
- O zaman o böcek ilacı ne! Ramazan! Ramazan!
- Sabiye! Sabiye!
- Yaşıyor, Yaşıyor!
- Gel buraya!
- Of, sıkıldım.
- Ettiler keyfimizin içine!
- Sus, ağzını burnunu yamul turum senin! Keyifmiş! Sen yok et! Dünyanın dengesini boz! Sonra yan gel yat!
- Hadi, hadi gel! Keyfimiz kaçtı, gidelim artık! Gidip bir restoranda yemek yiyelim.
- Mustafa, mangalı bıraktık. Sen alırsın!

Şenay Ertorun,
14.08.2016,

16:00

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senaryonun Önemli Bölümleri

ZAMAN VE MEKAN

WESTERN TÜRÜ