İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 4

Kardeş nasılsın?
- İyiyim dersem yalan olur! Bugün gerginim! O yüzden kendimi sokağa attım.
- Yüzünden belli! Bakışlarınla insanı dövüyorsun!
- Valla yalan değil! Önüme gelene bir tekme atmak istiyorum.
- Aman sende! Onlar yemiş yiyeceği tekmeyi! Söyl bakalım istikamet nereye?
- Maltepe’ye kadar minibüs ile gidip, oradan sahile ineceğim ve Bostancı’ya kadar yürüyeceğim.
- Güzel!
- Sen nereye?
- Ben de bugün minibüs seyahati yapmak istedim. O yüzden aynı istikamete gidiyoruz.
Bakalım oralarda hayat nasıl?
- Minibüsümüz de geldi.
- Of, yine kalabalık!
- Maalesef! Beklemektense bineceğiz başka çaremiz yok!
- Evet, bineceğiz! Önden buyurunuz efenim!
- Arkaya doğru ilerleyip yer açalım beyler, bayanlar!
- Şu lafa da sinir oluyorum!
- Niye? Yer açılmak için söyledi şoför!
- Tamam, yer açmak için söylüyor! Ama neden hep arkayı dörtleriz, arkaya ilerleriz! Bunun mantığını nasıl açıklarsın?
- Çünkü arkayı kollamak önemlidir, orayı kaptırırsan kaybettin demektir.
- Peki, neden hiç ileri gidin demeyiz? İleri de ne var ki?
- …
- Sustun! İlerlemekten bu kadar mı korkuyorsunuz?
- Bu soruyu yanıtsız bırakmak istiyorum.
- Neden?
- Sorunun muhatabı ben değilim! Siz insanlarsınız! Etrafına bir bak! Koca koca gökdelenleri tepeme kondurdunuz. Her güzelliği bozdunuz.
- Hım!
- Kapatalım bu konuyu!
- Yani arkayı dörtlemeye devam edelim o zaman!
- Aynen! Son durağa yaklaşmak üzereyiz! Bir daha ki buluşma yerinde yine simit ve çay organizasyonu olsun lütfen!
- Olur efenim! Görüşmek üzere! Saygılar, sevgiler ve iyi günler!
- İyi günler, efenim!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senaryonun Önemli Bölümleri

ZAMAN VE MEKAN

ZAMAN VE MEKAN