İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 7

Ey koca virane şehir!
- Geldim, geldim!
- Sende aşkların kokusu bile bir başka!
- Kafayı mı buldun sen?
- İltifat edelim dedik sana!
- Şımart, şımart beni! Sayende egom tavan yapıyor.
- Bir senin egon eksikti.
- Ben genelde sövmelere, kötü laflara alışkınım! İyi laf duyunca kendimi eşsiz ve benzersiz sanıyorum.
- İki lafın belini kırmaya gelmiyor seninle!
- İki lafın belini meyhane masasında kıralım.
- Gel ben sana sofranın kralını kurarım.
- Dur, dur o konuya geleceğim.
- Hangi konuya?
- Dün mideye indirdin iki duble rakıyı!
- Anlaşıldı.
- Neyi anladın?
- Küstüğünü!
- Ne küslüğü? Sen ayıp ettin. Bugün lafın iki belini kırmak için kapımı çalıyorsun.
- Vallahi çok ayıp etmişsin İstanbul'a!
- Sende kimsin?
- Nereden çıktın?
- Karşı çatıdaki yalı çapkını! Falım sakızından çıktım!
- Ben o sakızı alıp senin bir tarafına tıkarım.
- Cinayet işlemeye meylin mi var senin İstanbul kardeş? Senin tarafını tutalım dedik. Fakat sende bu katil, çevre kirletici nesil gibi misin?
- Ağzın sussa, başka bir yerin konuşur!
- Terbiyesizleşme! Seviyesiz seni!
- Sen kendi seviyene bak balıkçıl!
- Yırtarım ağzını senin!
- Şimdi tepene bir basacağım leşin çıkacak yerde!
- Of! Kesin şamatayı!
- Gece bir baktım, bu yatağında uzanmış gökyüzüne boş boş bakıyor. “Kanat takıp uçmaya niyetlendi bu” diye düşündüm. Seslendim hemen “Hezarfen uçmayı denedi ama kelle koltukta gitti.” diye!
- Zevzek!
- Sensin!
- Git buradan!
- Gitmem!
- Ya git başımdan!
- Başında değilim ki! Karşı çatıda oturmuş çekirdek çıtlatıp seni izliyorum.
- …
- Sus, martı sus! Sen söyle bakalım neyi düşünüyorsun sen?
- Yüreğimin sesine çare bulmayı düşünüyorum.
- Düşün, düşün boktur işin!
- Yüreğimdeki sesi bastırmak mümkün müdür?
- Niye bastıracaksın ki? Sal gitsin!
- Bu kaçıncı kırılışım!
- Ben seni kırmadım ki!
- Bağırmak, çağırmak, haykırmak istiyorum “Neden” diye?
- Bağır, çağır bana! İlan et aşkını!
- İlan edince çok faydasını gördük.
- Vazgeçemiyorsun benden! Sürekli başka şehirlerle aldatsan da beni dönüp dolaşıp bana geliyorsun!
- Tövbe, tövbe!
- Hiç mi bir şehre aşık olunmaz? Ben seksi değil miyim? Baştan çıkarıcı değil miyim?- Kışkırtıcı, arzu dolu değil miyim?
- Yuh!
- Asıl sana yuh! Bana olan aşkını bağırmaya çekiniyorsun.
- Sen sabrımı mı sınıyorsun?
- Haydi söyle!
- Sen tarih kokan, yüce gönüllü evliyalar şehrisin! Sana âşık olmayan insana şaşarım.
- Yakaladım işte seni!
- Pes artık!
- Pes etme! Oyunumuz daha yeni başlıyor. Martı kardeş getir bakalım şu satranç takımını!
- Az yede kendine uşak tut!
- Getir!
- Al sana!
- Ne yaptığını sanıyorsun sen?
- Bir büyük yaptım içine!
- Terbiyesiz!
- Sensin terbiyesiz! Al bir tane daha!
- Yeter sıktınız ama!
- Ne zaman cinnet geçirip pencereden atlayacaksın!
- Daha çok beklersin!
- Getirdim satrancı!
- Bu oyunu oynamak zorunda mıyız?
- Evet, yok senin aklını başında tutamam!
- Her seferinde kazanan sen oluyorsun.
- Sende akıllı oyna belki kazanan sen olursun! Veziri adam edersin, ama şahı mat edemezsin!
- Şahı mat edemedik zaten! Vezirde başkasına ait olmayı tercih etti.
- Şurada ne güzel sohbet ediyorduk. Öküzlere dönmesek olmaz mıydı?
- Ama bu ithal Hollanda Öküzü!
- İthalmiş! Kızım adam önce parfümü hafiften koklatır. Sonra sen onu içine damarlarına kadar çekersin ve o an bitersin.
- Bittim biteceğim kadar!
- Şişenin dibine düşmeden kendin kurtardığın için daha bitmedin. Teslim olmaya başladığın an kapını “Tık tık” diye çalanlar sonra hiçbir şey olmamış gibi gider.
- Hiçbir şeye başlamadan! Sonra bir de “Ben ona umut vermedim! O kendi kendine gelin güvey oldu!” derler.
- İçini acıtan da o zaten! Sen hissetmesen, sen o elektriği almasan yazmazdın onları! Açılmazdın kolay kolay! Ama erkek milleti işte!
- Umudun içinde umutsuzca bekledim.
- Aşığım sana!
- Seviyorum seni koca şehir!
- Ben de seni!
- Hayatta daha önemli sorunlar var.
- Nelermiş onlar?
- Pahalılık! Ekmek pahalı, et pahalığı, balık pahalı! İş yok, güç yok! Karnımızı doyurmakta zorlanıyoruz.
- Çekirdeği çıtlatıyorsun ama!
- Onu aşağıdaki balkondan hediye ettiler.
- Hayda konuyu nereye getirdiler.
- Martıcığım, canım benim! Sosyoloji konularını tartışmaya başlarsak sabaha kadar bu muhabbet uzar. O yüzden “İstanbul kaçar”!
- Bir Behlül gördüm sanki!

Şenay Ertorun,
22.03.2013
09.59

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senaryonun Önemli Bölümleri

ZAMAN VE MEKAN

WESTERN TÜRÜ