İSTANBUL İLE KONUŞAN BİR DELİ 8

- Boğazın en güzel yakasından günaydın!
- Günaydın, arkadaşım! Özlettin! Anlat bakalım nerelerdeydin?
- Biraz inzivaya çekilmiştim. Malum yazmak beynin dinlenmesi lazım!
- Evet, haklısın! Yazmak kolay bir iş değil! Yaşayacaksın, gözlemleyeceksin, edebi dili öğreneceksin vs. vs. Of! Sayarken bile yoruldum. Bu iş bana göre değil!
- Zaten sen yazmayı boş ver. Biz seninle yaşayarak bu güzelliği anlatmaya çalışıyoruz.
- Ben sizin en büyük ilham kaynağınızın öyle mi?
- Evet! Son iki aydır yeni bir yaşama kucak açamaya doğru gidiyorsun.
- Ben mi?
- Yok ben!
- Migrenim tuttu! Nefes alamıyorum, havam bozuldu.
- Hayda!
- Sağlığımı bozdunuz diyorum! Bir kere de leb demeden leblebiyi anla kardeşim!
- Canın leblebi mi istedi? Dur bir koşuda alıp geleyim.
- Bankaya, bankaya!
- Ne?
- Otur şuraya leblebi isteyen yok! Mecazi bir betimle yaptım. Sen nasıl bir yazarsın?
- Uzun süre sonra günün ilk azarını yedik!
- Ama hak ediyorsun! Sen yıllarca benim çatım altında yaşa, benim içimde ne var ne yok bilme, ezberci bir sistem ile büyü, gezme, tozma, monoton bir hayat yaşa sonra kalk bana ahkam kes! Sonra İsyan bayrağı çek!
- Hayda! Neden isyan bayrağı çekeyim?
- Sus, çocuğum! Ben sizin babanızım!
- Vah, vah! Arkadaşı kaybetmişiz.
- Psikolojimin bozukluğu çok mu belli?
- Hem de nasıl?
- Zaten yaşlandım. Son birkaç yüz yılda iyice çöktüm.
- Merak etme sen yıllanmış şarap gibisin!
- Vay be!
- Ama hepimiz yıprandık arkadaşım!
- İki aydır diken üstünde oturuyorum. Sizler, evlatlarım, insanlarım mutsuz, huzursuz ve uykusuz. Sokaklarımda korku ve endişe hakim! Eskiden sokaklarımda çocuklar koştururdu, top oynardı. Gençlerim parklarda, bahçelerde arkadaşlarıyla buluşup sohbet ederdi, kitap okurlardı; ama asla kavga etmezlerdi, etseler bile birbirlerini öldürmezlerdi. Yaşlılarım kahvede oturup geçmişlerini yad ederek tavla ve okey oynarlardı. Oysa şimdi öyle mi? Herkes boğaz derdin! Sohbetler yok, parklarımda kitap okuyan gençler yok, sokaklarımda top oynayan çocuklar yok! Bütün bunların yerine sokaklarda kavga hakim!
- Ama bak her gün yeniden "Günaydın" diyerek başlıyoruz hayata!
- Sınırlı sayıda kişi diyor! En ufak güzel bir olayda bile ona gölge düşürecek bir olay meydana geliyor. Aileler acı haberlerle sarsılıyor. Oysa anneler ve babalar, çocuklarını hayırlı bir insan olması için eğitip büyütüyorlar. Fakat çocukların çoğu ya bir savata, ya bir siyasi olayda ya da bir futbol maçı yüzünden çıkan kavgada ölüyorlar.
- Maalesef bunlar hep vardı, bundan sonra da hep var olacak!
- Bak migrenin tuttu yine!
- Nereye? Çay söylemiştim.

Şenay Ertorun
07.03.2013

10:08

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Senaryonun Önemli Bölümleri

ZAMAN VE MEKAN

WESTERN TÜRÜ